Genel, Yazı

Bir Genç Kızın Hatıra Defteri 5

“Sevgili Günlüğüm,

Sabah; gazete sepetimizden gazeteyi, dresuara bırakmak üzere elime almıştım. Ayakta gazetenin sayfalarını çevirirken, ülke gündemlerini geçtikten sonra, karşıma çıkan Kenan ve ailesinin fotoğrafı beni epey şaşırtmıştı. Sayılı zenginlerden biriyken, düşüşe geçmeleri haber olmuştu. Hisselerini sattıkça, Kenan’ ın babası zor durumda kalmıştı.

Bu durum bana günümü ve geleceğimi sorgulatıyor. Benim dünya hayatımda; şimdiki zamanı konuşursak, Kenan bir role sahip. Çünkü kalbimin çizdiği yol haritası baskın geliyor. Fakat geleceği bilemem..

Yazarımız, bize verdiği rolleri başarıyla oynamamızı bekliyor. “Kader Tiyatrosu” nu başarıyla tamamlarım inşallah.

Sıradan bir oyunda seyirci az ve oyuncuya heyecanlı gerginlik yaşatan dakikalar yok. Ben ise aşka talibim. Görevin en güzel tarafı olan “aşk”ı, arıyorum.. Aşk, sıradanlığın zıttıdır.

Van Gogh’ un resimlerinde dolaşıyorum adeta. Gerçeği değil, etrafımda gördüklerimin bendeki izlenimlerini hayal gücümde canlandırıyor ve fiilen talep ediyorum.

Bir kaplumbağa gibi taşıyorum sırtımda adeta hayali derdimi.. Daha çok erken.. Hormonlarımla baş edemeyeceğim yaşta, aşka talip olmam için erken.

Aşk: Benliğini kaybetmek.

Aşk: Yokluktan var olan bilgelik.

Aşk: Kalbinin yol haritasında ilerlemek.

Aşk: Soyutluğu, somutluğun üzerine çıkarmak.

Aşk: En temiz, en sır ve en kıymetli duygu.

Aşk: Sırra varma mücadelesi.

Aşk: Engellerle artan azim.

Aşk: Doğanın varlığı.

Aşk: Zamanın üzerine çıkmak.

Aşk: En yüce ilham.

İnsanın doğası toprak ve su ile bir olmaktan, aşkı tadacaksam korkmuyorum.. Benliği unutturan ve en üst makama erdiren şerbeti tatmak istiyorum. Dualarımda imdat sesim ise; “Selameti daim kıl, Allah’ ım”.

Her servisle eve dönüşüm; “Onu yine görür müyüm, görürsem ne yaparım?..” soru-cevaplarıyla geçiyor. Kenan’ ın akşam “Nasılsın?” cevabına geri dönmeyişim, günüme yorgunluğumdu.

Uzakta beni bekliyordu. Servisten aşağı hızlıca inmiştim. O da koşarak yanıma varınca “Gel” demişti.

Gözlerindeki yeşilliğinden yayılan parıltıyı, göz kapakları yarıya kadar kapanarak perdeliyordu. Burada ve şimdi mutluydu ama yaşadığı sıkıntılı süreçleri; omuzlarını öne almasından ve sırtını hafifçe kamburlaştırmasından anlayabiliyordum. Alt çenesindeki dişleri, üst ön dişlerinin hizasındayken gülmesi; aslında stresten kurtulma çabasının göstergesi gibiydi.

Bir ağaç bir kuşa “Nerelisin?” diye sormaz. Sadece kuşun söylediği şarkıyı dinler.
Halil Cibran

Sadece dinliyorum. Onun içimdeki sesini dinliyorum sadece..

Büyümesinden korktuğum aşk ağacımın her dalından altın yapraklar açıyor.

Ayağım taşa takılmıştı.. Kenan’ ın kolumdan tutmasıyla yere kapaklanmaktan kurtulmuştum. Utanmıştım.. Başımı önüme eğmiştim. Omuzlarım içe doğru önümde, ellerimi birleştirip ayakta kalakalmıştım. Sol kolumu biraz aralayarak koluma girmişti. Başımı, yüzüne doğru yönlendirerek gülümsemişti. Dudaklarıma kavis vererek kibar gülümsememle karşılık vermiştim.

Nereye gidiyorduk?

Yürüyorduk.. “Dönelim ve evine geç kalma,” demişti. Kısa süre sonra ayrılacak olmamız; muhabbetimize ivme kazandırmıştı.

Babasının işlerinde aksama yaşandığından ve sıkıntılı bir süreçten geçtiklerinden bahsetmişti. Büyüklerinin dualarıyla selamete çıkacaklarına inanıyordu. Ben de inanıyorum ve dua edeceğim.

Neden her şeyin gönlümüzce olmasını istiyoruz da,
İstemesini bilen bir gönlümüz olsun istemiyoruz?
İsmet Özel

Eve vakitli gelmem, iyi olmuştu.

Annem;; evdeki salon koltuklarını düzenliyor, sehpaların konumunu simetrik görüntüsüne kavuşturuyor ve yapay çiçek aranjmanlarına kendi elleriyle tekrar şekil veriyordu.

Bayram yakın değildi, evimize devlet büyüklerinin gelecek hali de yoktu. Annem tatlı telaşıyla saatin bile farkında değildi. Bana “Hoşgeldin kızım, hemen üzerini değiştir, sofrayı hazırlayalım,” demişti.

Tedirgindim.. Alacağım haber, beni ilgilendiriyor gibi geliyordu bana. Merakım, fren balatalarımı sıyırmıştı ve babamın gelmiş olması dahi beni durduramamıştı. Dayanamadım ve sesimi biraz yükseltmiştim. “Anne ne oluyor?, Ne bu halin?, Kime bu hazırlık?,” şeklinde sorular sormuştum. Annemin yüzündeki gülümseme sinirlenmeme rağmen devam etmişti ve “Çay içerken konuşuruz,” demişti.

Hayret! Neler oluyor? Annem farklı bir aleme geçmişti sanırım.

İnsan fırsatların gelmesini bekler, fırsatlar da insanın gelmesini. Fırsatlar bekler, insanlar bekler, kazanan hep mazeret olur.
Paulo Coelho

Ben neyi bekliyorum? Neyi kazanacağım? Ne için mazeretler üretiyorum? Bana göre fırsat ne?

Solumda, kucakladığım aşık kalbim..

Okul başarımın önemini vurgulayan, geleceğimi kazanmam gerektiğini söyleyen aklım..

Emeğini yadırgayamadığım ailem..

Sosyal yaşamımı paylaştığım arkadaşlarım..

Hangisinin peşinden gitmeliyim?

Gökyüzünde uçmayı özgürlük için istiyorum ama bir kuş olmak istemem. Çünkü kuşların her biri, bizim gibi sistemin bir üyesi.

Midem bulanmaya başladı ve karnım gurulduyor..

Hoşçakal, canım günlüğüm..”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s