Genel, Yazı

Geçmişi Hatırlayalım Mı, Yaşayalım Mı?

14.04.2018

Bugün, bir şiir sayfası ile beraberiz. Bir dost elinin sıcaklığıyla tutuyorum gözlerinizden. En lezzetli muhabbet, dostluğun meyvesidir.  

Silinen hatıraları, toparlayalım.

Hayatımıza yer edenleri çıkaralım.

Üzerine, yaşadığımız günü ekleyelim.

Ömrümüzü elekten geçirelim.

Şimdi, bir çadır seriyorum üzerimize. Çadırımıza her gireni sevgiyle karşılıyoruz. Hepimiz yuvarlak yer sofrasında, birbirimizin yüzünü görerek oturuyoruz. Zihinlerimizde, giyim eşitliğimiz sayesinde bir sosyal statü yok.

Gece karanlığıyla göz kapaklarımızı indirdiğinde, uyumak için bir yatağa çıkmıyoruz. Yer yataklarımızı serdim ve kıvrılıp uyuyoruz.

Annelerimizin bakışlarında sonsuz şefkat; babalarımızın dik duruşunun altında dürüstlük var. Komşular arası bir yaş arayla, ağabeylerimiz ve ablalarımız var. Ağabeylerimiz, mahallenin asayişinden sorumlu. Ablalarımızın başını eğdiren yüce edebi; kardeşlerimizin, saygıdan el öpmesi var.

Sevdiğimizi, son nefese kadar bekleriz. Kendimize bir kuğu gibi tek eşli ömür biçeriz. Sadakatimiz, yuvalarımızın sıcaklığıdır.

Bakkaldan aldığımız bir meyve suyuna verilen değer ile bir yakınımızın evine gideriz. Emeğimizin karşılığı kazancımızla aldığımız hediyemiz, yüzümüzü ak eder.

Helal yoldan sağladığımız gelir, evlatlarımızın hayırlı olacağını garanti eder. Beş vakit alnımızı yere değdiren secdemiz, cehenneme götüren kibirden men eder. Ezanın sesiyle ağzımıza yudum götürmemiz, nefislerimizi terbiye eder.

Anne sütü alamayan bebeklerin süt anneleri; çocukların bir mahalle yemek yemeye kapısı var.

Sokaklarda çocukların oynayıp mutluluğu paylaştığı çeşitli oyunlar var. Her birini sırayla oynarlar. Bezirganbaşı, mendil kapmaca, sek sek, ortada sıçan, mahalle maçı, körebe, saklambaç, istop ve yerden yüksek…

Mahallenin dondurmacısı, çocukların yüzünde tebessüm belirlemesi için dondurmaları şekillendirerek verir. Bakkal amca, bir çikolatanın yanında sakızı hediye verir.

Uzak bir geçmişi hatırlatmadım. Bizim şiir gibi günlerimiz bitti. Çadırı kaldırdılar üzerimizden. Mavi kubbenin altında, artık yeşilliği seyrederken kuş seslerini işitemiyoruz. Zaman ise, bize tepkili. Zevk alamadığımız hayatı, çabucak alıyor elimizden.

Mehmet Akif Ersoy’ un İstiklal Marşı’ nda yazdığı “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” canımızı sıkıyor. Büründüğümüz yaşam şekli bize yakışmıyor. Biz neden peşindeyiz tek dişli canavarın?

Derinlerde yüzmek için

Tertemiz ciğerlerine güvenmelisin.

Gününe ışığın yansıması için

Güneşi karanlığa getirmelisin.

Bu toprakların nesli, nesildir gerçek. Bire bir ekleyerek sevgi ve saygıyı birbirimize yaşattığımız günlerin artacağına inanıyorum.

Değerli günler dilerim…

http://www.gazetebursa.com.tr/gecmisi-hatirlayalim-mi-yasayalim-mi-makale,3397.html

Geçmişi Hatırlayalım Mı, Yaşayalım Mı?” üzerine bir yorum

  1. Harika bir yazı …Ne yazık ki özledik o günleri, özümüzü, içtenliği en önemlisi de dürüstlüğü…Degerlerimizi yitirdigimiz şu zamanda İnsanın içini acıtan Aynı zamanda yüzünüzde gülücükler oluşturan düşündüren bir yazı Bu güzel farkındalığıa sayfanızda yer ayırdığınız için sonsuz teşekkürler…

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s