gazete, Genel, Yazı

Sağlıklı Aile Fonksiyonları

15.04.2019

Evliliğe hazır bireylerin, ilişkilerini resmiyete dökerek evlenmeleri, aynı evi ve sosyal çevreyi
paylaşmalarını sağlar. Genişleyen çevre içinde, değişen pozisyonda sağlıklı bir ailenin
fonksiyonları nelerdir?
1- Duyguları paylaşma
2- Duyguları anlama
3- Bireysel farklılıkları kabullenme
4- İlgi ve sevgi duygularının gelişimi
5- İşbirliği
6- Mizah duygusu
7- Yaşamı sürdürmek ve güvenlik için gerekli olan ihtiyaçların karşılanması
8- Problem çözme
9- Geniş bir felsefi düşünce
10- Taahhüt
11- Takdir duygularını ifade etme
12- İletişim
13- Birlikte zaman geçirme
14- Maneviyat
15- Başa çıkma becerileri
Eşlerin duygularını anlayarak birbirleriyle paylaşmaları, çocuklukta kazanılan bir
fonksiyondur. Çocukluğumuzda, anne-babaların sistemlerine uyumda kendi duygularımızı
yaşamaya fırsat bulamayabiliriz. Bu durum ileride de duyguları anlamaya ket vuracaktır.
Evlilikte saygı varsa sevgiyi koruyacaktır. Bireysel farklılıkları kabullenme, iki farklı bireyin
birbirlerine duyduğu saygıdır. Aynı zamanda, kendinde olmayan özellikleri kucaklamadır.
Evlilik, ilgi ve sevgi ihtiyacının giderilmesini gerektirir. Bu ihtiyaçları karşılamaya dönük
davranışlar, sağlıklı ailede gelişmiştir.
Bir diğer sağlıklı aile fonksiyonu; evin düzenine, iş yaşamına ve çevreye olan sorumlulukları
yerine getirmede paylaşım ve işbirliği içinde olmadır.
İletişim güçlüyse; problem çözme ve başa çıkma becerileri gelişecektir, birlikte zaman
geçirme artacaktır. Mutluluk etkenleri yerine geldikçe, mizah duygusu oluşacaktır.
Geniş bir felsefî düşünce sağlıklı bir aile fonksiyonunda yer alabilir mi, diye aklımızdan
geçtiyse felsefi düşünceyi biraz açalım. Felsefi düşünce, önyargısız problemleri sorgulamadır.
Geniş felsefi düşünce, ailede bir problemi yargılamadan çözmeyi kolaylaştıracaktır.
Takdir etmek için önce, kendi başarılarımızın ve yetilerimizin farkında olup kendimize dile
getirmeyi bilmeliyiz. Bir sonraki adımda, takdir duygularını ifade etmeyi öğreniriz.
Yaşamı sürdürmek, sağlıklı olmak ve maddi açıdan geçim ile mümkündür. İnsanın aile içinde
güven duyması, evin içinde birbirine dürüst olmaktan ve şiddetten kaçınmaktan geçmektedir.
Maneviyat, insanın inanma gücüdür. İnançlarımıza ayırdığımız zamanlar, huzurumuzu
yerinde kılacaktır.
Taahhüt, bir şeyi yapmayı üstüne alma ve üstlenmedir. Aile içinde üstlendiğimiz görevlerimiz,
davranışlarımız ve işlerimiz olacaktır. Her bir aile üyesinin yazılı olmasa da üstlendiği bir
şeyleri vardır.
Sağlıklı aile fonksiyonlarını değerlendirirken kendi ailelerimizde eksiklik görebiliriz.
Değerlendirmeyi mükemmeliyetçilik üzerinden değil, artılarımızın fazlalığıyla yapmamız daha
doğru olacaktır.
Ailelerimize sağlıklı ve mutlu bir yaşam dilerim…

http://www.gazetebursa.com.tr/saglikli-aile-fonksiyonlari-makale,4034.html

gazete, Yazı

Gelinlerin Derdi

30.03.2019

Emekli bir Türk erkeği ile evlenen 72 yaşındaki Rus hanımın, Türk kadınlarına ait görüşleri sosyal medyada karşımıza çıkıyor. Rus gelinimiz, Türkiye’ de kadınları değerlendirdiği paylaşımında bizim gelinlerimizi şikayetçi buluyor. Evli hanımlarımızın eşinden, sağlığından ve evlatlarından dert yanmasından ve çok konuşmasından bahsediyor.

“…
Türk kadınları güzel şeyler konuşmayı bilmiyor. Hep şikayet… Kocasından şikayet ediyor. Ailesinden şikayet ediyor. Çocuğundan şikayet ediyor. Kendinden şikayet ediyor.”

Beraber, bizim kadınlarımızın sahip olduğu durumları tartışabiliriz…

Bize verilen zenginlikler; sağlık, yuvamız, evlatlarımız, karnımızı doyurmamız, evimizde ısınmamız, giyinebildiğimiz çeşitli kıyafetlerimiz ve gece uyuduğumuz sıcacık yatağımız… Eklemeye devam edebiliriz.

Bizim dile getirdiğimiz eksiklerimiz; eşimizin kullandığı kelimeler, çocuğumuzun ödev disiplinsizliği ve hareketliliği, ailelerin bir kusuru söylemesi ve hizmet beklemesi… İlave edebiliriz.

Özel durumlara girmeden, anne-baba ve çocuk ile kurulmuş ailelerimizde var olan zenginlikler ve eksikliklerden konuşuyoruz. Peki, bir şükür tablosu gibi durmuyor mu bu bahsettiklerimiz?

Hamdedeceğimiz yerde, zihnimize kodladığımız olumsuz cümleler, sağlığımıza ve ilişkilerimize zarar veriyor. Önce kendimizle mutlu değiliz.

Kendimize dönerek, toprağımıza ektiklerimizde seçici ve özenli olabiliriz.

Hayat merkezimizdeki özümüzle bağlantıya geçelim. Sessiz bir ortamda kendimizi dinleyelim. Spor veya doğa yürüyüşü yapalım. Sanatın bir dalıyla uğraşalım. Varlığımıza değer vererek, her gün onunla bağlantıda kalacağımız ritüeller belirleyelim.

İkinci adımda, nasıl bir “ben”e dönüşmek istiyorsak bu yolda kendimize yatırım yapalım. Eğitim ve kitaplarla beslenelim.

Deneyimlemek istediğimiz yaşantıların önüne duvarlar örmeyelim. Canlanacak yaşamımız, bizim adımlarımızı bekliyor.

En baş yuvamız bedenimize iyi bakalım. Çalışma ve dinlenme saatlerimiz, yediklerimiz ve içtiklerimiz ile bedenimiz neye ihtiyaç duyuyorsa ona bunları verelim. Bedenimize kulak verme pratiği geliştirdikçe kendimizi iyi hissedeceğiz ve ruhsal gücümüz artacaktır.

Kazandığımız farkındalıkları ve öğrendiklerimizi somut hale getirerek gün yüzüne çıkaralım. Gelişim sürecimizi aktaracağımız bir defterimiz ya da arkadaşımız olabilir.

Kendimize dönerek gelin dertlerinden kurtulabiliriz. Kurduğumuz diyaloglar ise, bilgi ve birikimlerimizle şekillenebilirler.

Kendimize ve sevdiklerimize değer vererek değer gördüğümüz, nice güzel günlerimiz olmasını diliyorum…

Genel, Şiir

Anlarsın

25.05.2019

Sen de anlarsın:
Zamanın boşluğundaki yalnızlığı,
Mekanın büyüklüğündeki karanlığı,
Muhabbetin içindeki yalınlığı…

Sen de anlarsın:
Başlarken sonlanan anlatımları,
Yaparken bozulan akımları,
Sayarken sıkılan anıları…

Gitmelerine inat kalmaları,
Kalmalarına sabır kaçmaları,
Kaçanlara ceza bırakmaları,
Birgün sen de anlarsın.

Birgün anlarsın:
Özünden gelen yontmaları
Durmadan akan ırmakları
Yılmadan duran dağları.

Birgün anlarsın:
Yorulmadan soran sorguçları
Korkudan solan şaşkınları
Sorgulamadan çıkan sonuçları.

Anlarsın:
Sevgiden berrak ademiyeti,
Makamdan parlak ubudiyeti,
Nefisten aşağı büyüklenmeyi.

Melike TOPUK

Genel, Şiir

Kırmızı Gül Yapraklarım

12.04.2019

Ne buhran bıraktın ne unuttun yastan pareyi…
Yıldızlara takılan lekeleri tek tek gördün.
Ve sevda hürmetine vurguna inen darbeyi
Yaratılan emrinin büyüklüğü ile gömdün.

Yoldan geçen buluda binmemi kader bekliyor.
O sızımı günden ayıklamam, dünde kalıyor.
Dağdan gelen şelale, tertemiz suyu indiriyor.
Kırmızı gülden yapraklarım bir bir açılıyor.

Melike Topuk

Genel, Şiir

Canımın Işığı

29.12.2018

Saat kaçtı, geçtiğimde ilk yarı sonumu?
Bilmeden, bedenim dolaşıyormuş..
Duvarların arkasına sinmiş çocukluğumu,
Bir bakış damarlarıma geri salıyormuş..

Görmeyeli uzun zaman olmuş,
Dolmuş duraklarında kıpırdayan coşkuyu…
İsteyen inandığında kanatsız uçuyormuş…
Unutmuşum bir buludumun olduğunu…

Tatlı bir meltemin çevremdeki soluğunu,
Duymadan yolculuk devam ediyormuş…
Kalbin beden giysisinden soyunduğunu,
Hayatıma giren mucize hatırlatıyormuş…

Ayaklarımın altından yukarıya doğru,
Bir çivi gibi varlık sahası çakılıyormuş…
Benden başka bir ruh birlikteki yokluğumu,
Canımı ışığıyla ısıtırken anlatıyormuş…

Melike TOPUK

Genel, Şiir

Benden Öte Ne Var?

08.11.2018

Iç içe geçen halkalar
Bulutlardan sızan ışıklar
Resmini boyadığım boşluklar
Yırtamadığım sayfalar
Kalbimden vuran dalgalar
Gururdan gelen kusurlar
Yazılamayan satırlar
Boynu bükük anılar
Çocuk kalan duygular
Anlamlı bakışlar
Yeni bir güne doğuşlar
Coşkuyla sarılmalar…

Yangın nefesi alışlarda
Serinleme ‘hu’larda
Dört duvar arasında,
Özgürlük alınlarda.
Bulutların ortasında
Hüzün, dalışlarda.
Şiddetle vuruluşlarda,
Kilit şeytanlarda.
Sorular cevaplarda
Beden lokmalarda
Vatan namusta
Aşk olmuşlukta.

Göçmen sevdalarda,
Ahlak firar.
Nefisle konmalarda,
Boya solar.
Düşlenen hülyalarda,
Umut artar.
Akan zamanlarda,
Kader yazar.
Gelecek sol yanımda
Bahane uçar
Istediğim yolumda
Benden öte ne var?

Melike Topuk

Genel, Şiir

Geçerdi Boyutlar

14.09.2018-03.12.2018

Gittiğim yollar başka değil.
Bendeki haller farklı değil.
Attığım adım tekrar gelir.
Tendeki günler aynı seyir.

Tutar boşlukları aynalar.
Dünler çoklukları sıralar.
Yutar kuşlukları akşamlar.
Sorar yoklukları sabahlar.

Eserdi, geçerdi boyutlar.
Tekerdi, dönerdi soyutlar.
Boy boy dizilmiş oluklar,
Soy soy çizilmiş soluklar.

Saçıldı, takıldı zinetler.
Bakıldı, kasıldı benlikler.
Asıldı, kutlandı kimlikler.
Yazıldı, basıldı defterler.

Bir hayatı ödül bilenler,
Öyle durup sözde esirler.
Tek bedeni ruhla sevenler,
Böyle doğup sırra erdiler.

Bu şiir, dokuzlu hece kalıbıyla yazılmıştır.

Genel, Şiir

Kavisli Çizgiler

05.01.2019

Ufuktaki kavisli çizgilerin,
Üzerinde dizilen bulut katmanları…
Günümü aydınlatan ışıkların,
Renklerin içinde kaybolmaları…

Aralıksız birleşen işlerin,
Sorgusuz soluksuz bırakmaları…
İzleten can’ımın gözlerinin,
Hilelerin izinde solmaları…

Sıra sıra atlayan günlerimin,
Sıcacık bir kırmızıya akamamaları…
Birinden bir diğerine erişebilmenin,
Hayaliyle yıllarımın yorulmaları…

gazete, Genel, Yazı

Aktivite Yorgunu Çocuklar

23.02.2019

Aktiviteden spora, spordan müziğe, müzikten derse, dersten robotik kursuna, kurstan satranç dersine yetişme gayreti içindeki ebeveynler ve çocuklarını gözlemliyoruz. Sosyal medya hesaplarından da bu ebeveynlerin, çocuklarına verdikleri imkanlardan bizi haberdar etmelerini takip ediyoruz.

Çocuklar özel okula gidiyor ve okullarında spor ve aktivitelere katılıyorlar. Annelere yetmiyor… Bitmeyen enerjiyle sıkı bir döngüye giriyorlar.

Mükemmeliyetçi tutum ile hoşgörülü ve güven verici ebeveyn ayrımını yapalım mı?

Hoşgörülü ve güven verici anne-baba tutumu, ideal bir aile yapısını sağlıyor. Bu tip ailelerde çocuklar, temel kural ve kısıtlamalar haricinde birey olmanın ayırtına varıyorlar. Çocuklar özgür fakat sorumluluklarının bilincinde yetişiyorlar. Özgüven ile kuvvetli sosyal ilişkiler kuruyorlar.

Çocuklarımızın yeteneklerini gözlemleyerek destekleyebiliriz. Onların başarılı olduğu konuları takdir ederek ilgilerini artırabiliriz. Araştırma ve inceleme isteklerini karşılayarak yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olabiliriz.

Aile tarafından sunulan cesaretlendirme ve moral destekleri ile çocuğumuz, yeteneği olduğu alanda güzel sonuçlar alabilir.

Mükemmeliyetçi aile tutumunda aileler, genellikle kendi yapamadıklarını çocuklarının yapmalarını bekliyorlar. Ben merkezci bireylerden oluşan ailenin çocuklarında; yaptığı işi beğenmeme, yetersizlik duygusu ve başkalarını mutlu etmeye çalışma görülebilir.

Ailenin değer yargıları, sahip oldukları meslekleri, içinde kalan tercihleri ve hayata bakış açıları çocuklarımızın etkinlik ve meslek seçimlerine baskın gelmektedir. Hatta mükemmeliyetçi ebeveyn tutumu ile çocuklarımıza, hayatı keşfetme ve tercih hakkı sunulmamaktadır.

Anne-baba, çocuklarını giyimlerinden davranışlarına bir kontrol sistemine sokuyorlar ve çocuklarının özerklik kazanmasına engel oluyorlar.

Çocuklarımızın arkadaşlarıyla oyun kurması, boşa vakit harcaması değil sosyalleşmesidir. Evde kardeşiyle kavgası, normal dışı davranışı değil problem çözme yeteneğini geliştirme fırsatıdır. Sevdiği yemekleri yemesi, beslenme eksikliği değil huzurlu beslenme saatidir.

Mükemmel bir planla büyüyen çocuklar, kendini bulma ve tanımada zorluk çekebilirler. Başka bir insana bağlı kalma ihtiyacını ömür boyu yaşayabilirler.

Hepimize çocuklarımızla özgürlüğü ve kuralları dengelediğimiz, sağlıklı ve huzurlu aileler olmayı diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/aktivite-yorgunu-cocuklar-makale,3997.html

gazete, Genel, Yazı

Kim evliliğe hazır?

16.03.2019

Evliliğe hazır hale gelmek, yetişkin bir birey olarak sorumluluklarının bilincinde davranmaktır. Ayrıca evliliğe hazır kişi kendini tanıyan, anlayan ve kırmadan ifade edebilen kişidir.

Evlenen gençlerin, aralarında sorunlarını konuşarak aşabilmeleri, ikisinin de evlilik yolunda doğru adım atabilmesidir.

Rahatsızlık duyduğu konuyu muhatabına uygun bir dille izah edebilmek, kendini ifade etmeyi bilen bireyin özelliğidir. Örnek verelim… Eşimizin annesinin çocuğumuza şeker vermesini istemiyorsak, annesine uygun bir dille bunu söylemeliyiz. Eşimiz bu konunun muhatabı değildir.

Yetişkin bir birey kavramı, erkek ve kadın ayrımını içermemelidir. Karnını doyurabilmek ve temizliğini yapabilmek her insanın kendisine ait ihtiyacıdır. Kendi ihtiyaçlarımızı, bir başkasının gidermesini bekleyemeyiz.

Kadınların ve erkeklerin sahip olduğu yetilerdeki farklılıklar, birbirimizin eksiklerini giderme görülmelidir. Bu farklılıklar, evliliğimizde tamamlayıcıdır. Örneğin kadın doğum yaparken bu sırada erkek evin gereken ihtiyaçlarını giderir. Bir diğer örnek anne, çocuklarda güvenli bağlanma sağlarken baba çocukların özgüvenini besleyendir.

Evlilikte hedef geçim ve anlayış ise, eşler birbirini nasıl daha iyi tamamlayabileceğini hesaplamaktadır. Eğer evin içinde benlik üstünlüğü yarışına girildiyse, eşler hata bulmakta ve bunu yüzlerine vurmaktadır. Bu yarış, bitmeyen çatışmanın başlangıcıdır.

Çatışmalarını ailelerine veya aile danışmanlarına aktaran eşler, yanlış yönlendirmelere maruz kalabilmektedir. Çözüm, davranışları gözden geçirerek davranış değişikliğine gitmek iken arayı açan sürece girilebilir.

Evladını haklı gören ve gelini ya da damadını kötüleyen aileler, yangına körükle gitmektedir.

Bir ilişkide dozundan fazla bireysel istekleri açıkça destekleyen aile danışmanları, bir yuvanın bütünlüğüne darbe indirmektedir. Birlikte ortaya çıkan isteklerin karşılıklı karşılanmasıyla “biz” olunabilir. “Ben” ise sadece tek başına isteklerin gerçekleşmesinin peşindedir.

Bir aile düzeni kurulurken görevlerini üstlenen karı-koca; uyku ve yemek saatlerini, aile ve arkadaş günlerini belirlemelidir. Kişisel serbestiyet talebi, tek başına yaşama isteğine dönüşmemelidir ve zamanlaması yapılmalıdır.

Çocuklarımızın da tatilde yaşar gibi evde yaşama hakları yoktur. Bu hakkı onlara vermemiz, onların olgunlaşmasına ve sağlıklı gelişmesine engeldir. Yemeğe, derse, temizliğe, oyuna, televizyona ve aile etkinliklerine ayrılan vakitler programlanmalıdır.

Eşlerin kendilerini tanıyarak başladıkları ilişkide sahip oldukları işleri, arkadaş grupları ve hobileri saygıya değerdir. Eşler, saatlerinin tamamını iç içe geçirmeyi beklememelidir. Kişisel alan sınırları ihmal edilmemelidir.

Bizi mutlu eden uğraşlara yönelmeliyiz. Kendimize ait saatlerimiz, eşlerimize ayıracağımız saatlerimizden ayrışmalıdır.

Anlaşma ile aynı evin nasıl paylaşılacağı haritası ortaya çıkarken, iki taraf uyumsuzluk sebeplerine dikkat ettiğinde beraber el ele yürümeleri kolaylaşacaktır.

Ömrümüzü yalnız başımıza bitirmek, insan fıtratına aykırıdır. Tek elden ses çıkmıyor. Saygı, sevgi ve emek karşılıklıysa, bir ilişki uzun yıllar devam ediyor.

Hepimize yuvamızda sıcaklık, güler yüz ve muhabbet diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/kim-evlilige-hazir-makale,3985.html