Genel, Şiir

Evin Sahibi

17 Temmuz-4 Ağustos 2018

Yere ser sende kalanlarımı…
Yollarım, selinden kapanır mı?
Kokun, kanımdan alınır mı?
Isındığım sıcaklığın, bırakır mı?

Göğsümdeki güneş uyanık…
Geceme dönme yüzünü.
Gözlerimdeki günüm bulanık…
Perdeleyip örtme üstünü.

Kuş seslerini yalnız duysam,
Kelebekler kanat çırpar mı?
Evin sahibini kovarsam,
Ömrüm hesap sorar mı?

Genel, Şiir

Dilimden Dökülenler

11-16.11.2019

Size inci taneleri gönderiyorum,
Her biri karlar ülkesindendi.
Heyecandan tir tir titriyorum…
İliklerime kadar soğuk işledi.

Yanımdaki atlıları seyrediyorum.
Telaşe memurları çekildi.
Bilmeden akıp gidiyorum.
Sorgulanan mavi düşlerdi.

Pamuk gibi zeminde oturuyorum.
Yerleri masalsı gölgemdendi.
Fışkıran membağdan içiyorum.
Kaynağı dilimden dökülenlerdi…

Melike Topuk

Genel, Şiir

Acziyetin Tadı

31.10.2019

Hayatı uçsuz bucaksız gördüğümde
Bir kuşun kanadında özgürce uçuyorum.
Sonsuzluk döngüsünden çekildiğimde
Defterimi arzularımla dolduruyorum.

Ezelden ebede birliği duyduğumda
Üzerime konulan postları çıkarıyorum.
Telaşe içinde yorgunluğumu sorduğumda
Kitabı açıp sayfalarını okuyorum.

Zihnimde dönenlerden birini tuttuğumda
Onun günlerime yazıldığını buluyorum.
Sırılsıklam boşlukla soğuduğumda
Acziyetin tadına varıyorum.

Nağmeleri ince ince vurduğumda
Aşk titreşimini harf harf çoğaltıyorum.
Bir nazarı,bir sözü soluduğumda
Mekansız,resimsiz var oluyorum.

Nefes verenin nefesini aldığımda
Hep başka diyarlara çıkıyorum.
Kiminle gezdiğimi sorguladığımda
İlmi büyük Yaradan’a varıyorum.

Melike Topuk

Genel, Şiir

Kalbindeki Mühür

19-24.09.2019

Uzun kirpiklerinin altına kapattığın görkemi,
Tam kalbimin ortasında açıyorsun.
Dostluğuna dokunan esintilerimi,
Her mevsimde yumuşacık tutuyorsun.

Başka baharlarda kalmamı isterken,
Ömrüme dizilen bahçelerden geçiyorsun.
Gurbet duygusunun alazladığı alevken,
Yürüdüğüm yollara şavkını vuruyorsun.

Yaban ellerde garipliğin azalmazken,
Kalbindeki mührüme bakıyorsun.
Benliğini ortaya koymanın telaşındayken,
Bir kanadımızın yokluğuna ağlıyorsun.

Melike Topuk

Genel, Şiir

Sevdalı Günler

07.08.2019

Nasıl gülerdi boynu bükük gonca gurbette,
Hele hele saçtıysa bağrındaki ateşi gövdesine?
Şemsin şavkı kupkuru vurdukça böğrüne
Gülün kırılmaz mı bir tarafı, inceldikçe?

Sevda kaşık kaşık doldururken gündüzün demliğini,
Bir de uzun süre kaynatmışsa kendini,
Aydınlık saatler keyifle nasıl içilirdi?
Yoğun burukluğuyla günler boğazdan nasıl geçerdi?

Melike TOPUK

gazete, Genel, Yazı

Eğitimcilere Neden P4C Eğitimi Veriliyor

22.07.2019

P4C (philosophy for children) pedogojik yöntemi; 21.yy becerileri olarak kabul edilen yaratıcı, özenli, dayanışmacı ve eleştirel düşünmeyi küçük yaşlardan itibaren çocuklara vermeyi amaçlamaktadır.

Çağımızda Türkiye’nin gelişmesi için; teknolojiye, bilime katkı sunabilecek yaratıcı ve üretken bireylerin yetişmesi gerekmektedir.

Dünyada büyük bir eğitim hareketi haline gelen P4C, 4 temel ilkeyle gerekli becerileri kazandırmaya çalışır:

1- Özenli Düşünme

2- Yaratıcı Düşünme

3- Dayanışmacı Düşünme

4- Eleştirel Düşünme

Çocuklar için Felsefe oturumlarında, çocuklar felsefi bir problemi tetikleyen bir uyaran (hikaye, fotoğraf, düşünce deneyi, video, nesne vb.) etrafında bir araya toplanır. Topluluğun ortaya çıkardığı sorular etrafında topluluk cevap aramaya, soruşturmaya, düşünmeye ve felsefe yapmaya yönlendirilir.

Çocuklar için felsefe (Philosophy for Children), felsefe profesörü Mathew Lipmann’ın çalışmaları çerçevesinde geliştirilmiştir.

Lipmann, Colombia Üniversitesi öğrencilerinin yaratıcı ve eleştirel düşünme kabiliyetlerinin körelmiş olduğunu fark etmiştir.

Pasif bir dinleyici ve bilgi yüklenicisi haline gelen çocuklarımız, ezberci eğitim sisteminin etkisindedirler. Düşünmeden, konuşmadan ve kendini ifade etmeden ezberci bir öğrenim görmektedirler.

Lipmann, ezberci yetişen üniversite öğrencilerine sorgulayıcı ve yaratıcı düşünebilme özelliği kazandırmakta geç kalındığını söylemektedir. Bunun için çocuklara küçük yaşlarda; sorgulayıcı, eleştirel ve yaratıcı düşünmenin kazandırılmasının çok önemli olduğunu öne sürmektedir.

Eğitimcilerin bu eğitimi alması, düzenlenen P4C sertifika programlarıyla mümkündür.

(Uludağ Üniversitesi, Eylül ayında 56 saatlik Çocuklar için Felsefe eğitimi verecektir.)

Günümüz şartlarına uygun çalışmalarla, eğitimcilerin kendilerini geliştirerek çocuklarımızı eğitmesi dileklerimle…

http://www.gazetebursa.com.tr/egitimcilere-neden-p4c-egitimi-veriliyor-makale,4172.html

gazete, Genel, Yazı

Amerika’nın 2061 Projesi

13.07.2019

Ülkeler, geleceklerini eğitim ile birlikte planlamaktadırlar. Amerika Birleşik Devletleri ‘2061 Projesi’ne, STEM (science, technology, engineering, mathematics) yaklaşımının etkisinde hazırlanmaktadır.

Nasıl ki gelişim, insan yaşamında ömür boyu sürüyorsa, ülkelerde sürekli gelişim içerisindedirler.

STEM eğitimi fen, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarının bütünleşik bir şekilde öğretilmesi olarak tarif edilmektedir.

Bugün STEM eğitimi, ABD ile anılıyor. Fakat bütüncül yaklaşım felsefesini tarihimizde; İbni Sina, Harezmi, Mimar Sinan, Ömer Hayyam, Cezeri, Beni Musa kardeşler gibi önemli şahsiyetlerde görüyoruz. Bu isimler, bir çok alana birlikte hakim olmalarıyla bilimsel bilgiye, bütünleşik bir kavrayışla yaklaşmışlardır.

Türkiye’de 2005 yılında, STEM içinde yer alan disiplinlerden “fen ve teknoloji” fen bilimleri dersi ismi değiştirilerek güncellenmiştir. Bu değişim ile ders programının ruhunda ciddi değişiklikler yapılmıştır. STEM eğitimi dolaylı olarak da olsa ilk defa Türkiye’de uygulanmaya başlanmıştır.

2013 yılında ders ismi tekrar değiştirilerek “fen ve teknoloji” dersi, fen bilimleri ismine geri döndürülmüştür. STEM eğitimine ara verilmiştir.

2017 yılında öğretim programlarına resmi olarak STEM eğitimi eklenmiştir. Öğrencilerin fen ve mühendislik alanında temel bilgileri kazanması hedeflenmiştir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde STEM konusu üzerine “STEM-School” olarak adlandırılan okullar vardır. Türkiye’de ise 2017 yılından itibaren okul yapılarında, öğretim amaçları arasında STEM’e temas edilmektedir.

Türkiye, programdaki kazanımlarda büyük değişimlere gitmeden teorik yönde ilerlemektedir.

Bu durumda STEM eğitimi ile alakalı şu öneriler ortaya çıkmaktadır:

– Fennin ne olup olmadığı ve fen okur-yazarlığının anlamı ve uygulamalarına yer verilmelidir

– Fen derslerindeki teorik içeriğin deney ile entegrasyonu yapılmalıdır

– Teknolojinin ne olduğu ve ne için kullanılması gerektiği konusuna vurgu yapılmalı ve teknoloji okur-yazarlığı öne çıkarılmalıdır

– Matematik dersi, sayılar ve formüllerden ibaret olmaktan çıkarılmalı ve dersin birçok alanın mantık temeli olmasına vurgu yapılmalıdır

– Mühendisliğin ne olduğu ne yaptığı ve günlük yaşamın her noktasında etkisinin bulunduğu anlaşılacak şekilde öğretime entegre edilmelidir

– Bu değişikliklerin ardından Türkiye’de STEM-Okulları adı altında ilgili disiplinlere vurgu yapan ve bu disiplinlere ait ürünler veren okullar açılmalıdır.

Akademisyenlerin önerileri dikkate alındığında, ülkemizde gelişim gösterme hızımızın artacağını düşünüyorum.

Tez Danışmanım Dr. Kamil Arif Kırkıç Hocamın akademisyen arkadaşlarıyla hazırladığı “Merhaba STEM Yenilikçi Bir Öğretim Yaklaşımı” kitabından yararlanarak hazırladığım yazımın, eğitim ile ilgili gelişmelerde fayda sağlamasını ümit ediyorum.

http://www.gazetebursa.com.tr/amerika-nin-2061-projesi-makale,4159.html

gazete, Genel, Yazı

İlkokula Başlama Yaşı 69 Ay Mı Olmalı?

06.07.2019

Ülkemizde, ilkokula başlama yaşı diğer ülkelerle benzerlik gösteriyor. Almanya, Avusturya ve Fransa’ da 6 yaşında; İngiltere ve İsrail’ de 5 yaşında çocuklar okula başlıyorlar.

Bizim farklı yönümüz, okula başlama ayının değişiklik gösteriyor olması diyebiliriz.

İlkokula başlama yaşıyla ilgili düzenlemenin, 2019 – 2020 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanması öngörülüyor. 66 ay olan ilkokula başlama yaşının, 69 aya çıkarılması Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Yeni düzenlemede, kayıt ertelemede kolaylaştırma görünüyor. Kayıt erteleme için zorunlu tutulan sağlık raporu kaldırılıyor.

2019 yılının eylül ayı sonu itibariyle, 69 ayını dolduran çocuklar ilkokula başlayacaklar. 66,67 ve 68 aylık çocuklar, velilerin yazılı talebiyle ilkokula başlayabilecekler. Kayıt hakkını elde eden çocuklardan 69,70 ve 71 aylık olanlar; velilerin yazılı talebiyle bir sonraki sene ilkokula kayıt yaptırabilecek ve okul öncesi eğitime geçecekler.

Veliler olarak kanuna uyan bir girişimde bulunacak ve çocuklarımızı belirlenen aylarda okula göndereceğiz. Aklımızı karıştıran konu, çocuğumuzu ilkokul 1. Sınıfa hazır görüp görmemiz oluyor.

Bazen bize, çocuğumuz okula gidecek becerilere sahip gibi gelmiyor.

Okul öncesi dönemi tamamlamış (5 yaş sonunda) çocuğun özelliklerini şu başlıklarla özetleyebiliyoruz:

  • Öne doğru topukları üzerinde yürüyebilme
  • Zıplayan bir topu yakalayabilme
  • 10 – 15 heceli bir cümleyi tekrar edebilme
  • Gündüz-gece ayrımını yapabilme
  • Bir cismin altı – üstü ayrımını yapabilme
  • En az 4 rengi tanıyabilme
  • Gece ve gündüz tam tuvalet temizliği
  • 2-3 metre uzaklıktan fısıltı konuşmayı duyabilme

Çocuklarımızda gelişim geriliği fark etmiyorsak belirlenen aylara göre okula gönül rahatlığıyla gönderebiliriz.

Çocuklarımıza güzel bir yaz tatilinin ardından, mutlu bir okul dönemi diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/ilkokula-baslama-yasi-69-ay-mi-olmali-makale,4150.html

gazete, Genel, Yazı

Dilek İmamoğlu Ne İstiyor?

29.06.2019

İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinde Ekrem İmamoğlu hakkında, en çok konuşulan konulardan biri mazbata alıp alamamasıyken, bir diğer konu eşinin vizyonu oluyor.

Dilek Hanım’ın üç çocuk annesiyken, aynı zamanda bir doktora öğrenci olması takdir ediliyor. (Tabi kendisinin on kardeşli bir aileden gelmesi, üç çocuğa ulaşmasını daha olağan göstermiyor değil.)

Trabzon’da doğan Dilek Hanım, İstanbul’da yaşamını sürdürürken geceleri bir kadının tedirgin olmadan yürüyerek sahile inmesini hayal ediyor.

Dilek İmamoğlu, kadınlar konusunda eşitlik ve özgürlük istiyor. Kadınların sorunlarına çözüm bularak yaşamın tüm alanlarına alınmalarını hedefliyor.

Kadınların geniş perspektif bakış açısına sahip olduğunu düşünüyorum. Yalnız hedefe odaklanmada sıkıntı yaşıyoruz. Hayat şartları ve bizden beklentiler, odak noktamızı değiştirebiliyor.

Dilek Hanım, kadınlarla iş birliği içine girerek hedefe odaklanırsa güzel yol alabilir. Eğitim alan kadın sayısını artırmanın, geleceğimizi aydınlatacağına inanıyorum.

Eğitimlerimizi ya da iş yaşamımızı, eş ve annelik görevlerimizi üstlenirken- geri plana alabiliyoruz. Peki, “Ev içinde sadece kendimize ait görevleri mi yerine getiriyoruz” diye soruyorum. Bence aile içi sıkıntılı iş bölümü ile kendimizi geliştirmeye ve hayata dahil olmaya fırsat bulamayabiliyoruz.

Bir anne ne biliyorsa, çocuğuna onu aktarıyor…

Matematiği iyi biliyorsak, çocuğumuza ders çalıştırırken matematiği iyi anlatıyoruz.

Uzay bilimine ilgiliysek, çocuğumuzun düşünce yapısında gezegenler arası bir yolculuk yaptırıyoruz.

İhlas suresini ezbere biliyorsak, uyumadan önce çocuğumuza bu duayı ezberletiyoruz.

İnsan ilişkilerinin dürüstlükle kurulduğunu idrak ediyorsak, çocuğumuza doğru söylemenin önemini vurguluyoruz.

Her alana girerek aktifleşmemizi, Dilek Hanım gibi ben de istiyorum. Çünkü biz kadınların öğrenmesi, gelişmesi ve çalışması; nesillerimize ufuk açıyor.

Geri planda kalan kadınlarımız, ülkemizde yetişen toplumun diğer ülkelerden geride kalmasına sebep oluyor.

Kendimize yatırım yaptığımız zamanları, kendimize hak gördüğümüz güzel günler diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/dilek-imamoglu-ne-istiyor-makale,4138.html