Genel, Yazı

Bir Genç Kızın Hatıra Defteri 2

“Sevgili günlüğüm,

Gecenin enerjisi üzerimde,yatağımdan kalkmıştım.Tebessüm barındıran bir uyku,dinlendiriyor ve dinlenmiştim..

Pencerenin perdesini açıp odamı havalandırmıştım.Onu karşımda görmüş gibiydim.Aradan bir minibüs geçmeseydi görüp görmediğime emin olabilirdim.Sanki elinde de ekmek poşeti vardı.

Gözlerim nemlenmişti.Bazen hiç sebepsiz gözümden yaş gelebiliyor.Böyle zamanlarda acaba o beni düşünüyor mudur?Onun beni düşünmesiyle mi akıyordur göz yaşlarım?Vücudumdan azalan su,ne kadar da arttırıyordu onun sevgisine susuzluğumu.

Sağ elimin parmaklarıyla buluşan kalemimin,mürekkebi ruhuma su olup akmalıydı.İlk sevgilim kalemim,en güzel kelimeleriyle beni sevip susuzluğumu almalıydı.İşte,mürekkebimin akışıyla susuzluğumu gideren şiirim;

Bir dokunuşun bin sırrı..

Gözler birbirine şua ile dokunur.
Değmesin gözlerin gözlerime..
Sevginin perteviyle bedenlerimiz ışık olur.
Değmesin gözlerin gözlerime..

Yollar,bir adımlık mesafe olur.
Göller ve denizler,bizim suyumuz olur.
Gökyüzü,yuvamızın çatısı olur.
Değmesin gözlerin gözlerime..

Çiçekler,evimizin bahçesinin olur.
Ağaçlar,gölgelendiğimiz şemsiyelerimiz olur.
Güneş,ay ve yıldızlar gecelerimizin lambası olur.
Değmesin gözlerin gözlerime..

Yüzümde kalan özlem buluntularını yıkayıp mutfağa geçmiştim.Annem kahvaltı hazırlıklarına başlamıştı.Pazar günü kahvaltıları,menemen,krep ve sucuklu yumurta ile öğle yemeğine dönüşüyor.Böyle güçlü bir öğünün ardından ancak akşama tekrar yiyebiliyoruz.

Ailece sofrada,en uzun vakit geçirdiğimiz pazar kahvaltımız tamamlanmıştı.Mutfak tezgahına sıraladığımız,kalabalık bulaşıkları kardeşimle yıkamıştık.Aramızda konuşurken misafirimiz var mıdır bugün diye merak etmiştik.Telefonun sesini işitirken misafir beklentisiyle birbirimize bakmıştık.

Telsizi eline alan annem,”Evde yumurta var,komşum” diye cevap vermişti.Komşuya yumurta götürecek bir kardeşimin olması,beni sevindirmişti.Telefonun kapanmasıyla babam,”bize gelen biri yoksa,evden çıkalım” demişti.

Hepimiz,rahat kıyafetlerimizle günümüzü geçirmeyi tercih etmiştik.Annemler,Ali amcanın evinde kahve içilmesini kararlaştırmıştı.Pazar trafiğine takılmamak için misafirliğe,öğlene doğru gitmiştik.

Günümüze huzur katacak atmosferin alanında,arabımızı park etmiştik.Kucağımdaki çantamı düşürmeme çabamla her seferinde arabadan geç inerim.Bir bayan olarak çanta taşımaya alışabilmeliyim.Neyse ki inmiştim.Çantamı koluma takıp yürürken evi incelemeye başlamıştım.Etrafı düzlük,çim bir alanın ortasında yer alan iki katlı villanın geniş kapısından içeri girmiştik.Ali amca ile daha önce karşılaşmıştık.Onu hatırlıyordum.

Çekingenliğimle Ali amca,eşi Şükran,oğlu Ahmet ve kızı Azra ile selamlaşmıştım.Şükran teyze,Ahmet ağabey ve Azra ile ilk kez tanışıyordum.Kardeşim hala çocuksu tavırlarının rahatlığındaydı.Selamlaşmasıyla evi gezmesi bir olmuştu.Benim belki biraz yüzüm bile kızarmıştı.

Tanıştığım kişilerin,yüzünü ve ismini hatırlamam sürekli görüşmemi gerektiriyor.İnsanların vücudunu çevreleyen elektromanyetik alanı “aura”sına çok mu temkinli yaklaşıyorum?Saygı ve hoşgörü öğretilerini,uzak kalacak kadar mı ciddiye alıyorum?Bilmiyorum ama kardeşimin rahatlığını seviyorum..

Ali amcaların ezan okuyan saatlerinden Mekke ezanını işitmiştik.Ezanı,saygıyla konuşmadan dinlemiştik.Azra,ezan bittiğinde ricam üzere bana banyoyu göstermişti.Beyaz ve gri renkli granit mermer ile döşenmiş,ferah ve metrekaresi büyük misafir banyosunda abdest almıştım.

Ardından,samur halıfleks ile kaplanmış namaz odasına geçmiştim.Seccade,tespih,örtü ve namaz elbiselerine,ayrı hazırlanmış hurçlardan gerekenleri çıkarmıştık.Seccadelere miktarında misk-i amber kokusu sürülmüştü.Kıble yönündeki duvarda,büyükçe şeffaf akrilik çerçeveli bir Kabe resmi yer alıyordu.Ali amcanın imamlığında öğle namazlarımızı kılmıştık.

Pazar günü ziyaretinde bulunduğumuz aile,İslam’ın şartlarını titizlikle yerine getiriyorlardı.Ellerimi,dua niyetiyle kalbime yaklaştırmıştım.Avuç içlerim yukarıda,İslam alemine böyle güçlü iman dilemiştim.Ruhumun inancı tam “Amin”i ile sanki ellerime nur dolmuştu.Nuru yüzüme sürdüğümü ispatlamak istercesine,gözlerim ayna aramıştı.

Ruhumuzu besleyen ve bizi tatmin eden namazımız,umre gibi bir ambiyanstaydı.Asıl ait olduğun yere yakınlaştığında,oradan seni ayıran adımların yavaşlar.Namazım bitmemeliydi.Şükran teyze kahveleri hazırlayacağını söyleyerek yanımızdan ayrılmıştı.

Nefsimin mücadelesi ile geçen günlük yaşantıma dönmüştüm.Yerle sıfır olan camdan dışarıyı seyrediyordum.Azra’nın,”Beraber meyve suyu içelim mi? demesiyle hareketlenmiştim.Beraber bahçeye çıkmıştık.Bahçedeki çardakta,orman meyveli meyve sularımızla tahinli kurabiyelerimiz bize eşlik etmişti.

Çardağın etrafında sıralanan çiçekler harikaydılar.Turuncu rengiyle portakal nergisi,mor bahçe menekşesi,kırmızıya çalan sıklamen çiçekleri,manzaramın süsüydü.Renk renk çiçekler,nefesimin mis kokularıydılar.

Ahmet ağabey,kardeşimi bizim yanımıza yönlendirmişti.Kardeşim,annemlerin kahve keyfini biraz bölmüş olabilirdi.Nitekim yanımıza gelmesiyle sanki yarıda kalan anlatımına devam ediyordu.

Kardeşimin susmayacağına kanaat etmiştim.Azra’ya dönüp eve girmek istediğimi söylemiştim.Annemler,bizim gelmemizle ayaklanmışlardı.”Çocuklar hazırlanın,kalkıyoruz” demişti,babam.Bu mekanın,belki de bereketi olmayan tek şeyi dakikalarıydı.Yeni arkadaşım Azra ve ailesiyle,hoşnutluğumuzu belirten kibar gülümseyişimle vedalaşmıştım.

Dönüş yolunda arabamızla yolda adım adım ilerlemiştik.Yoğun trafikte,bir acemi veya bir dikkatsiz sürücü tehlikelidir.Nitekim bir kaza gerçekleşmişti.

Bir çocuğun yüzünde akan kanları görmüştüm.Bütün hücrelerimle hüzün dalgaları geziyordu bedenimde.Ambulans ordaydı.Polis ordaydı.Babam,trafiğin akmasını desteklemek zorundaydı ve oyalanmadan arabayı sürmüştü.

Bazı günler vardır,bir talihsiz habere şahit olursunuz ve devamı gelir.Sanki hayatınıza yerleşecek o kötü habere hazırlanıyorsunuzdur.Tam olarak kaza ile bunu hissetmiştim…”

Ailemizle,sevdiklerimizle güzel günler geçireceğimiz bir kış ayı dileklerimle..

Genel, Yazı

Bir Genç Kızın Hatıra Defteri 1

“Sevgili Günlüğüm,

Bugün günlerden Cumartesi.Yani hafta sonunu muştulayan,Cuma gününün ertesi gün.Biz öğrenciler hafta içi günlerden en fazla Cuma gününü severiz.Tatili bütün hücrelerimizle hissettiğimiz günümüz tabiki Cumartesi.

Bu sabah,duygularım gözlerimi açarken dalgalanmaya başlamıştı.Cuma akşamının dizisi olan “Kiralık Aşk” dizisinin etkisi hala üzerimdeyken uyanmıştım.Dizinin başrollerini Barış Arduç ve Elçin Sangu paylaşıyor.Karakterlerin isimleri Ömer ve Defne.Bu bölümde onlar,herkesten uzakta ve hiç kimseyi düşünmeden aşklarını yaşamışlardı.

Dizideki konu gibi aşkımızı biz mi seçeriz yoksa o mu bizi seçer?Aşk beni seçmiş fakat aşkı yaşamayı kim seçmeli?Kalbimdeki hızlı ritmin,sevgi sesi olduğu besbelli.Nasıl oluyor da iç dünyama kocaman sevgi sığabiliyor?Bu kocaman sevginin tek belirtisi,kalp ritmimin göğüs kafesimi kaldırıp indirmesi nasıl kalabiliyor?Başka nasıl bir belirti göstermeliydi ki bedenim?Bir bakışa gizlesem sevgimi,gizli kalacak mı?Sadece “seni seviyorum” desem,kelimeler can bulacak belki ama sevgim can bulacak mı?

Aşk,damarlarımdaki kan akışını zorlarken hareketlenmiştim.Yüzümü yıkadığım gibi karnımı doyurmak için mutfağa geçmiştim.”Günaydın” kelimesini gayet nazikçe ve hanım hanımcık kullanmıştım.Kahvaltı sırasında nezaket kurallarına uyan evin masum küçük kızıydım.Anneciğim bulaşıkları yıkarken ödevlerimi sırasıyla bitirivermiştim.Ailemden başka birini bu kadar çok sevmek,aileme karşı beni suçlu hissettiriyor.Suçluluk psikolojisiyle sevmekten başka herşeyi doğru yapmak istiyorum.

Öğle saatlerinde,annemin isteğiyle çarşıdan evimizin ihtiyaçlarını almak için yola koyulmuştum.Her geçtiğim yol,eğer iç sesimi duyduysa “seni özlüyorum” kelimelerini işitmiştir.Yollar şahidim olup benim sevgimin can bulmasına katkıda bulunabilirler mi?Keşke bana sevda öykümde,yollar dostluk yapsa.Gökyüzü de destek olsa ve her yağmur damlasıyla kalbimin ağladığını anlatsa.

Düşüncelerimin arkadaşlığında yolun sonuna gelmiştim ve çarşıdaydım.Çarşı çok kalabalıktı.Aklım,kalbimin yol haritasını çizerken kalabalığın ortasında kalakalmıştım.Hemen alacaklarımın listesini sıralamaya çalışmıştım.Neyse ki,listemi hatırlamıştım.Annem,kapı önü paspası ve bir adet kırılanın yerine sürahi almamı istemişti.Kız kardeşime de iki adet atlet ve yırtılan terliğimizin yerine de terlik almalıydım.

Cebimdeki paramı hesap edip alış verişime başlamıştım.Bir kaç mağazaya göz atarak uygun ve güzel olan parçaları seçmiştim.Alış veriş yaparken kararlıyımdır.Mesela sürahi alırken orta boy,tutma yerinin geniş,şeffaf cam ve ücretinin makul olmasına dikkat etmiştim.

Kollarıma ağırlık yapan poşetler,kalbimde taşıdığım yükten hafifti.İnsanın tek bir dünyası varken dört mevsim,sırasını beklemeliydi.Birden bire kararmamalıydı gökyüzüm.Karartmamalıydı,dünyamı sessiz sevdam.Sevmek her şartta ve koşulda ulvi bir mutluluk ve haz olmalıydı.

Dönüş yolunda,”Hayır,olamaz” diyordum kendi kendime.Ellerim bu kadar doluyken nasıl bakacaktım telefonuma?”Acaba bana mesaj atar mı” diye devam ediyordu kendi kendimle konuşmam.

Çok şükür ki,almam gerekenlere konsantrasyonumu bozmadan ve vakitlice çarşıdan ayrılmıştım.Eve dönerken kız kardeşimin atletindeki iplerde,kalp olmasının onun yüzünü güldüreceğini biliyordum.Kardeşimin gözleri,sevindiğinde koyu maviye döner.Nitekim atletlerini eline aldığı gibi koyu mavi gözleriyle gülümsemişti.Bembeyaz dişleri de ortaya çıkmıştı.Bir kaç sene önce değişip yenilenmiş dişleriyle,kardeşimin büyüme evrelerini hatırlamıştım.

Annem “Kızım,hoşgeldin” demişti.Annemin karşılama sesiyle birlikte,muhabbetimin ilk kelimeleri ağzımdan çıkmıştı bile.Heyecanla,neyi nerden ve kaça aldığımı anlatmıştım.Poşetlerden ürünleri çıkarırken tek tek fiyat küpürlerini de koparmıştım.

Ardından,biraz dinlenmek için odama çekildim.Yatağıma uzandım ve hayallerim göz kapaklarımda.Evim,dağın eteklerinde çiçekler açmış yeşillik bir alanda.Mevsim hep ilkbahar.Dağlardan güç buluyorum,bizi koruyup kolluyorlar gibi.Odalar ve mutfak gün ışığını alıyor.Gitgide duygularımın yalnızlığı,iliklerime işledi.

Halbuki bir özel mesajla yüzümün güleceği geleceğim hazır.Hayatımın gizli hakimi,tutkulu platonik aşkım..O nerde,ne yapıyor,kiminle?Onu ne kadar da çok merak ediyorum.

Arkadaşlarımla akşama kafeye gideceğiz.Anneciğimin gönlünü yaptım.Bizim Hülya’yı arayıp ne giyeceğini sorayım.Bende buz mavisi kotumla beyaz gömleğimi giyebilirim.Bu kombinime beyaz üzerine kahverengi çizgili bir kemer ve ayakkabı kullanmam müthiş olur.Kahverengi ve biraz büyükçe bir çantayla da kıyafetim tamamlanır.

Bizim kızlarla buluşmadan önce film izlemeye vaktim de var.Önce aramızda bahsi geçen 3 Idots filmi hakkında bilgi edineyim.Vikipedia:”3 Idiots 2009 yapımı bir Bollywood filmidir. Film Hindistan’ın en iyi mühendislik okulundaki üç arkadaşın dostluklarını ve hayatını anlatırken eğitim sistemini eleştirmektedir..”.Üniversitedeki arkadaşlık bizimkinden daha farklı olmalı.Şimdi filmi açıp izlemeliyim.

Yarın günlüğümün sayfalarını karıştırıp kaldığım yerden devam edeceğim inşallah.Şimdilik hoşçakal,sevgili günlüğüm..”