gazete, Genel, Yazı

İlkokula Başlama Yaşı 69 Ay Mı Olmalı?

06.07.2019

Ülkemizde, ilkokula başlama yaşı diğer ülkelerle benzerlik gösteriyor. Almanya, Avusturya ve Fransa’ da 6 yaşında; İngiltere ve İsrail’ de 5 yaşında çocuklar okula başlıyorlar.

Bizim farklı yönümüz, okula başlama ayının değişiklik gösteriyor olması diyebiliriz.

İlkokula başlama yaşıyla ilgili düzenlemenin, 2019 – 2020 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanması öngörülüyor. 66 ay olan ilkokula başlama yaşının, 69 aya çıkarılması Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Yeni düzenlemede, kayıt ertelemede kolaylaştırma görünüyor. Kayıt erteleme için zorunlu tutulan sağlık raporu kaldırılıyor.

2019 yılının eylül ayı sonu itibariyle, 69 ayını dolduran çocuklar ilkokula başlayacaklar. 66,67 ve 68 aylık çocuklar, velilerin yazılı talebiyle ilkokula başlayabilecekler. Kayıt hakkını elde eden çocuklardan 69,70 ve 71 aylık olanlar; velilerin yazılı talebiyle bir sonraki sene ilkokula kayıt yaptırabilecek ve okul öncesi eğitime geçecekler.

Veliler olarak kanuna uyan bir girişimde bulunacak ve çocuklarımızı belirlenen aylarda okula göndereceğiz. Aklımızı karıştıran konu, çocuğumuzu ilkokul 1. Sınıfa hazır görüp görmemiz oluyor.

Bazen bize, çocuğumuz okula gidecek becerilere sahip gibi gelmiyor.

Okul öncesi dönemi tamamlamış (5 yaş sonunda) çocuğun özelliklerini şu başlıklarla özetleyebiliyoruz:

  • Öne doğru topukları üzerinde yürüyebilme
  • Zıplayan bir topu yakalayabilme
  • 10 – 15 heceli bir cümleyi tekrar edebilme
  • Gündüz-gece ayrımını yapabilme
  • Bir cismin altı – üstü ayrımını yapabilme
  • En az 4 rengi tanıyabilme
  • Gece ve gündüz tam tuvalet temizliği
  • 2-3 metre uzaklıktan fısıltı konuşmayı duyabilme

Çocuklarımızda gelişim geriliği fark etmiyorsak belirlenen aylara göre okula gönül rahatlığıyla gönderebiliriz.

Çocuklarımıza güzel bir yaz tatilinin ardından, mutlu bir okul dönemi diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/ilkokula-baslama-yasi-69-ay-mi-olmali-makale,4150.html

gazete, Genel, Yazı

Dilek İmamoğlu Ne İstiyor?

29.06.2019

İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinde Ekrem İmamoğlu hakkında, en çok konuşulan konulardan biri mazbata alıp alamamasıyken, bir diğer konu eşinin vizyonu oluyor.

Dilek Hanım’ın üç çocuk annesiyken, aynı zamanda bir doktora öğrenci olması takdir ediliyor. (Tabi kendisinin on kardeşli bir aileden gelmesi, üç çocuğa ulaşmasını daha olağan göstermiyor değil.)

Trabzon’da doğan Dilek Hanım, İstanbul’da yaşamını sürdürürken geceleri bir kadının tedirgin olmadan yürüyerek sahile inmesini hayal ediyor.

Dilek İmamoğlu, kadınlar konusunda eşitlik ve özgürlük istiyor. Kadınların sorunlarına çözüm bularak yaşamın tüm alanlarına alınmalarını hedefliyor.

Kadınların geniş perspektif bakış açısına sahip olduğunu düşünüyorum. Yalnız hedefe odaklanmada sıkıntı yaşıyoruz. Hayat şartları ve bizden beklentiler, odak noktamızı değiştirebiliyor.

Dilek Hanım, kadınlarla iş birliği içine girerek hedefe odaklanırsa güzel yol alabilir. Eğitim alan kadın sayısını artırmanın, geleceğimizi aydınlatacağına inanıyorum.

Eğitimlerimizi ya da iş yaşamımızı, eş ve annelik görevlerimizi üstlenirken- geri plana alabiliyoruz. Peki, “Ev içinde sadece kendimize ait görevleri mi yerine getiriyoruz” diye soruyorum. Bence aile içi sıkıntılı iş bölümü ile kendimizi geliştirmeye ve hayata dahil olmaya fırsat bulamayabiliyoruz.

Bir anne ne biliyorsa, çocuğuna onu aktarıyor…

Matematiği iyi biliyorsak, çocuğumuza ders çalıştırırken matematiği iyi anlatıyoruz.

Uzay bilimine ilgiliysek, çocuğumuzun düşünce yapısında gezegenler arası bir yolculuk yaptırıyoruz.

İhlas suresini ezbere biliyorsak, uyumadan önce çocuğumuza bu duayı ezberletiyoruz.

İnsan ilişkilerinin dürüstlükle kurulduğunu idrak ediyorsak, çocuğumuza doğru söylemenin önemini vurguluyoruz.

Her alana girerek aktifleşmemizi, Dilek Hanım gibi ben de istiyorum. Çünkü biz kadınların öğrenmesi, gelişmesi ve çalışması; nesillerimize ufuk açıyor.

Geri planda kalan kadınlarımız, ülkemizde yetişen toplumun diğer ülkelerden geride kalmasına sebep oluyor.

Kendimize yatırım yaptığımız zamanları, kendimize hak gördüğümüz güzel günler diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/dilek-imamoglu-ne-istiyor-makale,4138.html

gazete, Genel, Yazı

Aktivite Yorgunu Çocuklar

23.02.2019

Aktiviteden spora, spordan müziğe, müzikten derse, dersten robotik kursuna, kurstan satranç dersine yetişme gayreti içindeki ebeveynler ve çocuklarını gözlemliyoruz. Sosyal medya hesaplarından da bu ebeveynlerin, çocuklarına verdikleri imkanlardan bizi haberdar etmelerini takip ediyoruz.

Çocuklar özel okula gidiyor ve okullarında spor ve aktivitelere katılıyorlar. Annelere yetmiyor… Bitmeyen enerjiyle sıkı bir döngüye giriyorlar.

Mükemmeliyetçi tutum ile hoşgörülü ve güven verici ebeveyn ayrımını yapalım mı?

Hoşgörülü ve güven verici anne-baba tutumu, ideal bir aile yapısını sağlıyor. Bu tip ailelerde çocuklar, temel kural ve kısıtlamalar haricinde birey olmanın ayırtına varıyorlar. Çocuklar özgür fakat sorumluluklarının bilincinde yetişiyorlar. Özgüven ile kuvvetli sosyal ilişkiler kuruyorlar.

Çocuklarımızın yeteneklerini gözlemleyerek destekleyebiliriz. Onların başarılı olduğu konuları takdir ederek ilgilerini artırabiliriz. Araştırma ve inceleme isteklerini karşılayarak yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olabiliriz.

Aile tarafından sunulan cesaretlendirme ve moral destekleri ile çocuğumuz, yeteneği olduğu alanda güzel sonuçlar alabilir.

Mükemmeliyetçi aile tutumunda aileler, genellikle kendi yapamadıklarını çocuklarının yapmalarını bekliyorlar. Ben merkezci bireylerden oluşan ailenin çocuklarında; yaptığı işi beğenmeme, yetersizlik duygusu ve başkalarını mutlu etmeye çalışma görülebilir.

Ailenin değer yargıları, sahip oldukları meslekleri, içinde kalan tercihleri ve hayata bakış açıları çocuklarımızın etkinlik ve meslek seçimlerine baskın gelmektedir. Hatta mükemmeliyetçi ebeveyn tutumu ile çocuklarımıza, hayatı keşfetme ve tercih hakkı sunulmamaktadır.

Anne-baba, çocuklarını giyimlerinden davranışlarına bir kontrol sistemine sokuyorlar ve çocuklarının özerklik kazanmasına engel oluyorlar.

Çocuklarımızın arkadaşlarıyla oyun kurması, boşa vakit harcaması değil sosyalleşmesidir. Evde kardeşiyle kavgası, normal dışı davranışı değil problem çözme yeteneğini geliştirme fırsatıdır. Sevdiği yemekleri yemesi, beslenme eksikliği değil huzurlu beslenme saatidir.

Mükemmel bir planla büyüyen çocuklar, kendini bulma ve tanımada zorluk çekebilirler. Başka bir insana bağlı kalma ihtiyacını ömür boyu yaşayabilirler.

Hepimize çocuklarımızla özgürlüğü ve kuralları dengelediğimiz, sağlıklı ve huzurlu aileler olmayı diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/aktivite-yorgunu-cocuklar-makale,3997.html

gazete, Genel, Yazı

Kim evliliğe hazır?

16.03.2019

Evliliğe hazır hale gelmek, yetişkin bir birey olarak sorumluluklarının bilincinde davranmaktır. Ayrıca evliliğe hazır kişi kendini tanıyan, anlayan ve kırmadan ifade edebilen kişidir.

Evlenen gençlerin, aralarında sorunlarını konuşarak aşabilmeleri, ikisinin de evlilik yolunda doğru adım atabilmesidir.

Rahatsızlık duyduğu konuyu muhatabına uygun bir dille izah edebilmek, kendini ifade etmeyi bilen bireyin özelliğidir. Örnek verelim… Eşimizin annesinin çocuğumuza şeker vermesini istemiyorsak, annesine uygun bir dille bunu söylemeliyiz. Eşimiz bu konunun muhatabı değildir.

Yetişkin bir birey kavramı, erkek ve kadın ayrımını içermemelidir. Karnını doyurabilmek ve temizliğini yapabilmek her insanın kendisine ait ihtiyacıdır. Kendi ihtiyaçlarımızı, bir başkasının gidermesini bekleyemeyiz.

Kadınların ve erkeklerin sahip olduğu yetilerdeki farklılıklar, birbirimizin eksiklerini giderme görülmelidir. Bu farklılıklar, evliliğimizde tamamlayıcıdır. Örneğin kadın doğum yaparken bu sırada erkek evin gereken ihtiyaçlarını giderir. Bir diğer örnek anne, çocuklarda güvenli bağlanma sağlarken baba çocukların özgüvenini besleyendir.

Evlilikte hedef geçim ve anlayış ise, eşler birbirini nasıl daha iyi tamamlayabileceğini hesaplamaktadır. Eğer evin içinde benlik üstünlüğü yarışına girildiyse, eşler hata bulmakta ve bunu yüzlerine vurmaktadır. Bu yarış, bitmeyen çatışmanın başlangıcıdır.

Çatışmalarını ailelerine veya aile danışmanlarına aktaran eşler, yanlış yönlendirmelere maruz kalabilmektedir. Çözüm, davranışları gözden geçirerek davranış değişikliğine gitmek iken arayı açan sürece girilebilir.

Evladını haklı gören ve gelini ya da damadını kötüleyen aileler, yangına körükle gitmektedir.

Bir ilişkide dozundan fazla bireysel istekleri açıkça destekleyen aile danışmanları, bir yuvanın bütünlüğüne darbe indirmektedir. Birlikte ortaya çıkan isteklerin karşılıklı karşılanmasıyla “biz” olunabilir. “Ben” ise sadece tek başına isteklerin gerçekleşmesinin peşindedir.

Bir aile düzeni kurulurken görevlerini üstlenen karı-koca; uyku ve yemek saatlerini, aile ve arkadaş günlerini belirlemelidir. Kişisel serbestiyet talebi, tek başına yaşama isteğine dönüşmemelidir ve zamanlaması yapılmalıdır.

Çocuklarımızın da tatilde yaşar gibi evde yaşama hakları yoktur. Bu hakkı onlara vermemiz, onların olgunlaşmasına ve sağlıklı gelişmesine engeldir. Yemeğe, derse, temizliğe, oyuna, televizyona ve aile etkinliklerine ayrılan vakitler programlanmalıdır.

Eşlerin kendilerini tanıyarak başladıkları ilişkide sahip oldukları işleri, arkadaş grupları ve hobileri saygıya değerdir. Eşler, saatlerinin tamamını iç içe geçirmeyi beklememelidir. Kişisel alan sınırları ihmal edilmemelidir.

Bizi mutlu eden uğraşlara yönelmeliyiz. Kendimize ait saatlerimiz, eşlerimize ayıracağımız saatlerimizden ayrışmalıdır.

Anlaşma ile aynı evin nasıl paylaşılacağı haritası ortaya çıkarken, iki taraf uyumsuzluk sebeplerine dikkat ettiğinde beraber el ele yürümeleri kolaylaşacaktır.

Ömrümüzü yalnız başımıza bitirmek, insan fıtratına aykırıdır. Tek elden ses çıkmıyor. Saygı, sevgi ve emek karşılıklıysa, bir ilişki uzun yıllar devam ediyor.

Hepimize yuvamızda sıcaklık, güler yüz ve muhabbet diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/kim-evlilige-hazir-makale,3985.html

gazete, Genel, Yazı

İş ayağımıza gelsin…

07.03.2019

Piyasa şartları, kazanç ivmesini aşağı çekmektedir. Şirket sahipleri, iş yoğunluğunu minimuma indirerek işçi çıkarmaktadır.

Gözlerimizi engebelere mi dikmeliyiz? Canla başla çalışmayı hayal edebilir miyiz?

Biz ne iş istiyoruz ve nasıl uğraş vermekteyiz?

Kafalarımızın karışıklığını, birlikte dile getirebiliriz…

Bize önerilen bir işi, özgeçmişimize uygun bulamayabiliriz.

Gideceğimiz yer evimizden uzakta olabilir ve sabah az uyumanın bize iyi gelmeyeceğine karar verebiliriz.

Kurumlar çalışanlarına sabah kahvaltı ve öğle yemeği vermezlerse, maaşımızı öğünlerimize harcayabiliriz.

Çalışma saatlerini, sabah 09:00 akşam 17:00 arasına alırlarsa iş bulmamızı kolaylaştırabiliriz. Bir de Cumartesi hafta sonu ve ailemizle vakit geçirmeliyiz.

Babamız, amcamız veya dayımız varlıklı insanlardır. Onlardan gelen harçlığı, yorulmaya tercih edebiliriz.

Elon Musk da çok zengindi (!)..

Elon Musk, 1999 yılında X.com’ u kurmuştur ve büyüterek Paypal’ ı ortaya çıkarmıştır. Paypal satışından elde ettiği gelirle “artık zenginim, çalışmama gerek yok” dememiştir. Paypal satışından aldığı payla 3 büyük şirkete girişmiştir. Ona göre gelecek “uzay, internet ve temiz enerji” dir.

2002 yılında kurduğu SpaceX uzay şirketiyle, Elon Musk’ ın vizyonlarından biri Mars’ ı kolonileştirmektir.

Kompleksimize kılıf geçirebiliriz.

Biz de akıllıyız ve zekiyiz. Gelecek nesillerin derdine düşemememizin sebebi, hızlı düşünmemiz.

Bir meslek edinip uzmanlaşamayız çünkü çevremizdeki insanların söylemleriyle ve bizi etkilemesiyle dolu zihnimiz.

Einstein da çok düşünürdü (!)..

Einstein’ın bilim dünyasına kattığı kuramlar; özel görelilik kuramı, genel görelilik kuramı ve birleşik alan kuramıdır. Ayrıca fotoelektrik etkiyi, özel görelilik kuramının bir sonucu türettiği kütle-enerji eşitliğini, Brown hareketi ve istatistiksel fizik ve bose-einstein istatistiğini bulmuştur.

Einstein ölüm haberini alan gazetecinin çektiği Einstein masası fotoğrafı anlamlıdır. Çalışma masasındaki evrakların masada yer bırakmayacak kadar fazla olması, Einstein’ ın son anına kadar ne kadar çok çalıştığının kanıtıdır.

Engellerle sönmenin zamanı değil…

Biz de zeki ve çalışkan insanlar gibi kütüphaneler okuyabiliriz. Kendimize ait vizyon ve misyona sahip olabiliriz.

Ülke ekonomisine katkı sağlamak amacıyla gayret etmeliyiz. Kritik senelerin vebalini üzerimizde hissetmeliyiz. Uykudan ve rahattan vazgeçemediğimizde, milletimizin kamburunu büyüteceğiz.

İnanmak yolun yarısıdır. Çalışarak el ele verdiğimizde, güzel bir geleceği evlatlarımıza bırakacağımıza inanıyorum.

Hepimize çabamızla hak ettiğimiz, yüzümüzü güldüren günlerimiz olmasını diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/is-ayagimiza-gelsin-makale,3971.html

gazete, Genel, Yazı

Okula Başlarken Velilere Liste

08.08.2018

Öğrencilerden okul kuralları, ders başarısı, zaman yönetimi ve arkadaş ilişkileri sorumluluklarını yerine getirmeleri bekleniyor. Velilerin ve öğretmenlerin bu beklentilerine, çocuklarımız uyabiliyor mu?

Harfiyen uyulması beklenen sorumluluklar elimizde yazılı olsa ve çocuklarımızla bunları net konuşsak güzel olmaz mı?

Japonya’ da okul idaresi ve öğretmenler, her sene başında öğrenci velilerine 18 maddeden oluşan bir liste gönderiyorlar.

İşte bu liste;

Biri konuşurken dikkatli bir şekilde dinle.

İnsanlara selam ver, soruları açık bir şekilde ve duyulabilir bir sesle cevapla.

Sandalyede uygun bir şekilde otur.

Başkalarına ait olan eşyaların, sana ait olmadığını anla.

Ayakkabılarını çıkardıktan sonra düzenli bir şekilde yerine koy.

Giysilerin temiz olduğundan ve kırışık olmadığından emin ol.

Masanı ve çevreni düzenli tut.

Gece erken yatmayı, sabah ise erken kalkmayı öğren ve bu sorumluluğa alış.

Kahvaltıyı önemse.

Dişlerini her zaman fırçala.

Asla yalan söyleme.

Kimseyi dışlama ve kimseyi dışlanmış hissettirme.

Eğer birinin bir problemi varsa ona yardımcı ol.

Kimse hakkında kötü şeyler söyleme.

İnsanlarla iyi geçinmeyi, oynamayı ve bir şeyler öğrenmeyi alışkanlık haline getir.

Sadece tek başına oynama. Başkalarıyla da oynayabilecek kadar sıcakkanlı ol.

Hem doğada zaman geçirip rahatlamak hem de daha fazla hareket etmek için dışarıda oyna.

Eğer hata yaptıysan büyük bir ciddiyetle özür dile.

Bu listeyle öğrencilerin okula başlarken ilk sorumluluğunun, ortak ahlak ve değer sistemi geliştirmek olduğunu anlıyoruz. Aynı sosyal yapının sağlanmasıyla, öğrencilerin güzel bir ortamda öğrenim görmesi, derslerine rahatlıkla odaklanmalarını sağlayacaktır.

Biz, Japonlardan farklıyız…

Veliler ve eğitmenler olarak akademik eğitimin daha fazla üzerinde duruyoruz. Öğrencilerde takip altında tutulan özellikler; ders dinlemesi, ödev yapması, sınav notları ve bunlara engel olan psikolojik problemler oluyor.

Tersten gittiğimizi düşünüyorum…

Birbirlerine nazik ve kibar davranan yöneticiler, öğretmenler, veliler ve öğrencilerden oluşan bir eğitim çevresinde bulunan öğrencinin akademik başarısı zaten yükselecektir.

Aileler bu eğitim hayatından çıkan anne-babalar olduğundan öğrencinin, akademik başarısını düşüren psikolojik problemleri ortadan kalkacaktır.

Okula başlarken velilere vereceğimiz liste, bizim güzel ahlaki değerlerimiz ile gözden geçirilebilir.

İyi yetişen bir insan, ülke kurtarır. İyi yetişen insanlar, ülkeyi geliştirir.

Geleceğimizin aydınlığına aydınlık katacağımız eğitim-öğretim yılları diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/okula-baslarken-velilere-liste-makale,3649.html