gazete, Genel, Yazı

Kim evliliğe hazır?

16.03.2019

Evliliğe hazır hale gelmek, yetişkin bir birey olarak sorumluluklarının bilincinde davranmaktır. Ayrıca evliliğe hazır kişi kendini tanıyan, anlayan ve kırmadan ifade edebilen kişidir.

Evlenen gençlerin, aralarında sorunlarını konuşarak aşabilmeleri, ikisinin de evlilik yolunda doğru adım atabilmesidir.

Rahatsızlık duyduğu konuyu muhatabına uygun bir dille izah edebilmek, kendini ifade etmeyi bilen bireyin özelliğidir. Örnek verelim… Eşimizin annesinin çocuğumuza şeker vermesini istemiyorsak, annesine uygun bir dille bunu söylemeliyiz. Eşimiz bu konunun muhatabı değildir.

Yetişkin bir birey kavramı, erkek ve kadın ayrımını içermemelidir. Karnını doyurabilmek ve temizliğini yapabilmek her insanın kendisine ait ihtiyacıdır. Kendi ihtiyaçlarımızı, bir başkasının gidermesini bekleyemeyiz.

Kadınların ve erkeklerin sahip olduğu yetilerdeki farklılıklar, birbirimizin eksiklerini giderme görülmelidir. Bu farklılıklar, evliliğimizde tamamlayıcıdır. Örneğin kadın doğum yaparken bu sırada erkek evin gereken ihtiyaçlarını giderir. Bir diğer örnek anne, çocuklarda güvenli bağlanma sağlarken baba çocukların özgüvenini besleyendir.

Evlilikte hedef geçim ve anlayış ise, eşler birbirini nasıl daha iyi tamamlayabileceğini hesaplamaktadır. Eğer evin içinde benlik üstünlüğü yarışına girildiyse, eşler hata bulmakta ve bunu yüzlerine vurmaktadır. Bu yarış, bitmeyen çatışmanın başlangıcıdır.

Çatışmalarını ailelerine veya aile danışmanlarına aktaran eşler, yanlış yönlendirmelere maruz kalabilmektedir. Çözüm, davranışları gözden geçirerek davranış değişikliğine gitmek iken arayı açan sürece girilebilir.

Evladını haklı gören ve gelini ya da damadını kötüleyen aileler, yangına körükle gitmektedir.

Bir ilişkide dozundan fazla bireysel istekleri açıkça destekleyen aile danışmanları, bir yuvanın bütünlüğüne darbe indirmektedir. Birlikte ortaya çıkan isteklerin karşılıklı karşılanmasıyla “biz” olunabilir. “Ben” ise sadece tek başına isteklerin gerçekleşmesinin peşindedir.

Bir aile düzeni kurulurken görevlerini üstlenen karı-koca; uyku ve yemek saatlerini, aile ve arkadaş günlerini belirlemelidir. Kişisel serbestiyet talebi, tek başına yaşama isteğine dönüşmemelidir ve zamanlaması yapılmalıdır.

Çocuklarımızın da tatilde yaşar gibi evde yaşama hakları yoktur. Bu hakkı onlara vermemiz, onların olgunlaşmasına ve sağlıklı gelişmesine engeldir. Yemeğe, derse, temizliğe, oyuna, televizyona ve aile etkinliklerine ayrılan vakitler programlanmalıdır.

Eşlerin kendilerini tanıyarak başladıkları ilişkide sahip oldukları işleri, arkadaş grupları ve hobileri saygıya değerdir. Eşler, saatlerinin tamamını iç içe geçirmeyi beklememelidir. Kişisel alan sınırları ihmal edilmemelidir.

Bizi mutlu eden uğraşlara yönelmeliyiz. Kendimize ait saatlerimiz, eşlerimize ayıracağımız saatlerimizden ayrışmalıdır.

Anlaşma ile aynı evin nasıl paylaşılacağı haritası ortaya çıkarken, iki taraf uyumsuzluk sebeplerine dikkat ettiğinde beraber el ele yürümeleri kolaylaşacaktır.

Ömrümüzü yalnız başımıza bitirmek, insan fıtratına aykırıdır. Tek elden ses çıkmıyor. Saygı, sevgi ve emek karşılıklıysa, bir ilişki uzun yıllar devam ediyor.

Hepimize yuvamızda sıcaklık, güler yüz ve muhabbet diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/kim-evlilige-hazir-makale,3985.html

gazete, Genel, Yazı

Şubat Ayı’nda Andığımız Özel İsimler

12.02.2019

Şubat Ayında, düşüncelerine saygı duyduğumuz ve kaybetmiş olduğumuz kişileri sırayla anıyoruz. Onlara ait sözleri sosyal medyada birbirimizle paylaşıyoruz.

Bu kişilerin arasında; yazarlarımız, siyasi görüşleriyle takdir ettiklerimiz, evlerimizdeki ekranlarda ailemizden biri kabul ettiğimiz veya ruhumuzu besleyen ses sanatçılarımız var.

Yaşamlarını merak ederek takip ettiğimiz insanların, önem verdikleri bir inancı veya bir ilkeyi okumakla, onlara vefa borcumuzu ödüyoruz.

1 Şubat 1979

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi bir suikast sonucu öldürüldü.

“Öyle bir anayasa yapın ki, bir daha ihlali mümkün olmasın.”

80’li ve 90’lı yıllarda, aklımızda kendimize ait düsturlardan oluşan bir zihin kitabı tutardık. Fikir özgürlüğünü, eğrilip bükülmeden fakat başkasının hakkına darbe indirmekten kaçınarak savunurduk.

1 Şubat 1999

Anadolu Rock Müziği Sanatçısı Barış Manço, İstanbul’un Moda semtinde evinde kalp krizi geçirdi ve kaldırıldığı Siyami Ersek Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

“İnsanın öğrenmesi gereken ilk dil tatlı dildir.”

8 Şubat 2004

Türk Pop ve Rock Müziği Sanatçısı Cem Karaca hayata gözlerini yumdu.

“Sevda kuşun kanadında, ürkütürsen tutamazsın.”

Çocukluğumda aile gezilerimizde, bize Barış Manço ve Cem Karaca şarkıları eşlik ederdi. İki dev sanatçının söz yazarlıklarıyla anlam bulan notalar, onların karakteristik ses tonlarıyla gücünü ruhumuzda artırırdı. Yolculuğumuzda onlardan dinlediklerimizle neşe içindeyken, yüce duygular ve insanlık kuralları öğrenirdik.

3 Şubat 1451

6. Osmanlı Padişahı Sultan İkinci Murat (Koca Murat) vefat etti.

“Varalım bir iki gün zikredelim Mevla’yı

Bize ısmarladılar mı bu yalan dünyayı”

Bu mısralarla padişahlığı oğlu Fatih Sultan Mehmet’ e bırakarak Manisa’ ya çekilen Sultan Murat, İstanbul’ un fethini görmek istedi. İdealini ve devletinin yükselmesini makamından üstün tuttu. Baba duasıyla evladının yönetimine destek oldu.

5 Şubat 1993

Türkiye’ de Devlet ve Maliye Bakanlığı yapmış Adnan Kahveci, Bolu-Gerede otobanında ters yola girerek trafik kazası geçirdi. Yanında koruma bulunmaması ve  yeni bir otobanda ters yola girmesi, şüpheli bir ölümü olduğunu konuşturdu.

“Makam şoförü uygulamasından vazgeçilmeli. Herkes kendi taşıtını kendi kullanmalı, benzin fişini kendi doldurmalıdır. Şoförleri başka alanda istihdam etmeliyiz.”

Adnan Kahveci gibi ülkemize ekonomik fayda sağlama yolundaki önder ruhlu siyasetçilerimize çizilen kader, benzerlik gösteriyor…

8 Şubat 2015

Türk Sanat Müziği Usta Sanatçısı Müzeyyen Senar, 97 yaşında yaşama veda etti.

“Nasılsa bir gün hepimiz öleceğiz, önemli olan içinde bulunduğumuz anın kıymetini bilmek ve en güzel şekilde yaşamak .”

Atatürk’ün bulunduğu mekanda şarkı söyleyen Müzeyyen Senar, son anına kadar o havayı soluduğunu kanıtladı. Bir kadın sanatçının, sahnede uzun yıllar kalmasına bir engeli olmadığını ispatladı. Onun güçlü Türk kadını profili, arkasından gelen nesile örnek kaldı.

10 Şubat 1918

34. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülhamid Han vefat etti.

“Kılıçla alınan vatan, para ile satılmaz.”

Saygı duyarak andığımız isimlerin değerli görüşleriyle yol alarak, özgürlük içinde aydınlık yarınlarımız olmasını diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/subat-ayinda-andigimiz-ozel-isimler-makale,3924.html

Genel, Yazı

Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve Eğitim Umudu

25.07.2018

Prof. Dr. Ziya Selçuk, meslek hayatına öğretmen olarak başlayan, daha sonra akademisyen ve yönetici olarak çeşitli üniversitelerde ve kurumlarda görev yapan bir eğitimcidir. Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunun, eğitimci kimlik ve güven veren mesajlar göz önüne alındığında, doğru kişiye verildiği düşünülüyor.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’ un aldığı eğitimler ve görevler, yine eğitim alanındadır.

Bakan Selçuk, 1982 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’ nden mezun oldu. 1985 yılında Ankara Üniversitesi’ nde Eğitimde Psikolojik Hizmetler (Gelişim Psikolojisi) alanında yüksek lisans derecesi aldı. 1989 yılında, Hacettepe Üniversitesi’ nde Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında doktorasını tamamladı.

Gazi Üniversitesi’ nde Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı’ nda öğretim görevlisi olarak görev yaptı. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ nde doçentlik ve profesörlük unvanlarını aldı.

2003-2006 yılları arasında, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı yapan Selçuk, müfredat reformunu yürüttü. Avrupa Birliği müzakerelerinde de, “Eğitim ve Bilim” başlığı görüşülürken Türkiye’ yi temsil etti.

Bakan Selçuk’ un farklı kesimler tarafından takip edilen ve beğenilen eğitim konuşmaları ve görüşleri bulunuyor. Bu paylaşımları uygulamaya geçirmesiyle, geleceğimizi kazanmamıza önemli bir katkı sunması umuluyor.

İlk basın toplantısında; “Veriye dayalı eğitim, yapay zeka, BlockChain, …” gibi kullandığı kavramlar eğitim adına heyecanlandırıyor. Sayın Selçuk’ un, ülkemizin ihtiyacı yapısal reformları gerçekleştirecek kimliğe sahip olduğu düşünülüyor.

Sayın Selçuk, meslek hayatında kazandığı deneyimleri arkasına alarak çıktığı yolculuğu bir başlangıç görmüyor. Eğitimin, yürüyen bir sistem olduğunu belirtiyor. Sistemin, insan temelli bir eğitim anlayışı ile yolunda giderken tamir edileceğini anlatıyor.

Türkiye’ de üniversite, lise, ortaokul ve ilkokul kademelerinde 25 milyonu aşan öğrenci sayısı bulunuyor. Ülkemizdeki öğrencilerin tamamını kucaklayan mesajı ile Bakan Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı’ na bağlı kişileri ve kurumları aile olarak görüyor.

Öğretmenlere hitaben yazdığı mektupta; “Büyük ve fedakar Milli Eğitim Bakanlığı ailesi olarak bu yolculukta, ülkemizin bütün çocuklarını kuşatacak ve inşallah bu yolda emin adımlarla yürüyeceğiz” ifadesi var.

Bakan Selçuk, dezavantajlı öğrenciler ve öğretmenlerin öncelikleri olacağını vurguluyor.

Öğretmenlere destek vererek, sistemi şekillendiriyor… Öğretmen performans sistemi kaldırılıyor. Sözleşmeli öğretmene sağlık özrü ataması geliyor.

Öğrencilerin yüzünü güldürecek haberleri veriyor… Her sene sınav sistemi değişmiyor. 2040 yılında iş hayatına katılacak olan yeni okula başlayan çocuklar düşünülerek program hazırlanıyor.

Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk’ a, geleceğimizi aydınlatmasını beklediğimiz yolculuğunda başarılar diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/egitim-bakani-ziya-selcuk-ve-egitim-umudu-makale,3571.html