gazete, Genel, Yazı

Trend Şarkılarda Dikkat Çeken Sözler

05.02.2019

Arabada, minibüste, alış veriş merkezinde veya yemekte dinlemekte olduğumuz şarkıların sözlerine dikkat ediyor muyuz? İsterseniz beraber neleri dinlediğimize göz atalım. Çünkü kulağımızı besleyen ya da ruhumuzu düğümleyen sözcüklerle hazırlanmış müzikler, zihnimizi ve davranışlarımızı etkiliyor.

Zihnimiz ne ile meşgul ise, davranışlarımız onunla şekilleniyor. Notalara kullanılan dil ile nasıl kodlanıyoruz?

Youtube’ da bir günde en fazla izlenme rekorunu alan yeni şarkı “Derdim Olsun” sözleri;

Ben kaybederken Azrail seyre dursun

Kararı vermişim ben, ellerimse kanlıymış

En trendler listesinde yer alan Aleyna Tilki “Yalnız Çiçek” şarkısı içinden bir kesit;

O derin uçurumlarda açan

Dikeni zehirli yalnız çiçek

Suç olur muydu seni bir kez koklayıp ölmek

En çok çalınan şarkıların sözlerini okuduğumuzda karşımıza “ölüm” kavramı çıkıyor…

Yeni çıkan ve trend videolar listesine giren Ebru Gündeş “Aşık” ve ilk satırları;

Aşkı aşık olana sor

Geceyi karanlıkta kalana

Aşk insanın damarlarında gökkuşağı gibi gezen bir duyguyken, bizim şarkılarımızda karanlığı anlatıyor…

112 milyon izlenme ile birçok kez denk gelecek şekilde duyduğumuz Rafet El Roman “Unuturum Elbet” ve ilk kıtası;

Denize ay vurmuş bana ne

Gün doğmuş çiçek açmış bana ne

Benim acım aşkımdan sana ne

İstemiyorum gelme

Aşk, acı ve hüzün ile iç içe geçiriliyor. Sevgilisinden ayrılan birinin duygusal bunalımını, toplum olarak beraber yaşıyoruz…

Karamsarlık ve ömrü sonlandırmaya yönelik çağrılar yayan trend şarkıların, toplumumuz tarafından tercih edilmesini tesadüf görmüyorum.

Mantıkla harmanladığımız özgür irademizle, ortaya çıkan seçeneklerden bize huzur verenlere yönelmemiz gerekiyor.

Yaşam bize verilen değerli bir hediye. Hayatımızda en çok sevmemiz gereken kendi ruhumuz ve bedenimiz.

Yüzümüzü güldüren müzikler, kendimize yaptığımız bir iyilik.

Güzel kelimeleri kullanarak günümüzü geçirmemiz, çevremizle sosyal ilişkilerimizi olumlu kılan bir seçim.

Pozitif düşünceyi kaderimize sunmamız, akıllıca bir etki ve geri döndüğünde bizi memnun edecek tepkileri hazırlıyor.

Tabut gıcırtısını duyuran değil, temiz bir nefes alıyor gibi hissettiren parçalarla şenlendiğimiz günler diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/trend-sarkilarda-dikkat-ceken-sozler-makale,3914.html

gazete, Genel, Yazı

Tatilde çocuklarımızla mutlu olmanın yolları…

26.01.2019

Yarıyıl tatiline girerken çocuklarda başlayan heyecan, okulsuz günlerini coşkuyla yaşamak istediklerini gösteriyor. Fakat bozulan uyku ve yemek düzenleri, onları agresifleştirebilir. Kontrolsüz hareketlerine karşı anne ve babalarından alacakları tepkiler, evin içinde gerginlik yaratabilir.

Bulunduğumuz kış aylarında, hava şartları evde geçirilen vakitleri arttırıyor. Çocuklarımızla bu günlerde mutlu olmanın yollarını; uyku, yemek düzeni, dijital medya kullanımı ve kapalı mekan aktiviteleri olarak sıralayabiliriz.

Okul günlerinde erken kalkmak zorunda kalan öğrencilere, serbest zamanlarında sabah yatak keyfi yapma hakkı tanıyabiliriz. Sabah yatak keyfi hepimize iyi geliyor.

Gece vakitli belirlenen dinlenme saati ve rahat bir kalkış, evin içindeki huzuru koruyor.

Yatış ve kalkış saatlerinin düzensizliği, beslenme saatlerini de rutin dışına çıkarıyor. Açlık süresinin 3-4 saati geçmesinin ardından, büyümekte olan çocuğun gereksinimi olan enerji ve besin öğesi ihtiyaçları kendi vücudundaki depolardan sağlanıyor.

Gece boyunca uzun süre aç kalan bir çocuk, ardından oyun oynamaya başlarsa öğün atlayabilir. Çocuğumuzun uzun süre aç kalmasını, kontrol altında tutmamız gerekiyor.

Uyku ve beslenmenin yaşlarına uygun ilerlemesi, çocuklarımızın akranlarıyla eşit zihinsel ve bedensel gelişimleri için önem taşıyor.

Sağlıklı gelişen çocuklar, akranlarıyla daha rahat oyun kurabiliyor ve ailelerin tüm gününü çocuklarıyla geçirme yükünü hafifletiyor.

Hepimizin evinde yer alan televizyon, tablet ve telefonlar bir kurtarıcı görülebiliyor. Ebeveynler bazen işlerini bitirmeye çalışırken, çocuğun izlediği video süresini avantaj biliyor.

Dijital medyaya vakit ayıran çocuklarımızın, izledikleri video ve oyun seçimleri onların ailelerine davranışlarını da belirliyor.

“Biz seninle sakin konuşuyoruz, seni sinirlendiren nedir” gibi soruları, şaşkınlık halinde çocuklarımıza yöneltebiliyoruz. Evin içinde huzurlu ve güvenli bir ortam varken, çocuklarda şiddet veya uygunsuz tavırlarla karşılaşabiliyoruz.

İnternetten çocukların yaşlarına uygun video kanalları ve oyunları araştırarak çocuğumuzun tercihlerini düzenlememiz, onların davranışlarını da düzenleyebilir.

Kış tatilinde gezeceğimiz kapalı mekanların, çocukların oyun oynayacağı yerlerde olmasıyla onlarla güzel vakit geçirebiliriz.

Bütçemize uygun çeşitli mekanların hazırladığı birbirinden eğlenceli etkinlikleri araştırıp katılabiliriz. Mesela bir AVM programına gidebiliriz.

Çocuklarımızla birlikte, mutluluk ve eğlence dolu bir yarıyıl tatili diliyorum…

http://www.gazetebursa.com.tr/tatilde-cocuklarimizla-mutlu-olmanin-yollari-makale,3898.html

 

Genel, Yazı

Yaşama Gücü

Karanlık ve puslu bir havada, ayaklarım çamura bata bata yürüyorum. Soğuk rüzgâr, paltomu hiçe sayıp tenimde geziyor. İleriyi göremiyorum…

“Kibritçi kız” gibi bir kenara çekilip kibrit ateşiyle ısınmakla da yetinemem. Hareket ederek kan dolaşımımı hızlandırmalıyım. Sevgi ile dolu gönül evimin desteğiyle hafifim.

Bulutların yeryüzü zeminine inme vaktinde ben yoldayım. Ulaşmak istediğim hedefimin heyecanı, hava durumuna galebe çalıyor. Oraya hemen varmalıyım. Adeta vücut direncimi sınıyorum.

İnsan veya hayvan sesi ile güvende hissedeceğim ama bir canlı sesi duyamıyorum. Yine de güçlüyüm çünkü onlara kavuşacağım.

Ne ara büyüdüm?.. Alnımdaki, göz çevremdeki ve dudaklarımın etrafındaki çizgiler belirgin. Konuşurken ağzımdan çıkan kelimeler seçkin ve cümleler sınırlı. Hazır mıyım, on yaş daha aldığımda dizlerimdeki romatizmaya?

Büyüdüm… Ruhum ise maddesel bir varlık değil ve hep aynı yaşta. Oyun oynamayı hazırbulunuşluk ile bekleyen çocuklarıma ben de hazırım. Çantamda bulunan bir at, peluş ayıcık, ufak bir bileklik tasarımı seti ve üç adet araba gözlerimizi parlatacak. Asıl sevincimiz oyuncaklara değil, beraber oynamamıza olacak.

Sıcak hayalim, ısıtıyor ve adımlarımı sıklaştırıyor. İşime olan aşkımın büyük kanatları açılıyor ve zorluklar kolaylaşıyor. Okula varmak üzereyim…

Kapıda bekliyorlar… Küçücük dudaklarıyla saygıyla öpüyorlar ellerimden. Öğrencilerimle tek tek görüşüp sarılıyorum. Özledim… Özlediler…

Eğitim hayatlarının üçüncü senesinin ilk günü farklı bir öğretmenle karşılaştıklarında her birinde şaşkınlık, korku ve saygıyla çekingenlik duyguları belirmiş. Şaşkınlık ve korkunun sebebi, tekrar görüşemeyecek olmalarını akıllarından geçirmeleriymiş. Saygıyla çekingenlik ise ilk tanıştıkları insana karşı oluşmuş.

Arkadaşıma bir hafta içinde alışmışlar. Fakat iki yıl bağlılığımızın ardından bizim ayrılık aylarımız uzun gelmiş.

Hastalanmasam bırakır mıydım hiç onları? Akciğerlerime yerleşen zatürre tedbirsiz dışarı çıktığımda tekrar ediyor. İmkanlar dahilinde iyileşmem, zaman aldı…

Etrafımızda güzel günleri hak eden tertemiz yavrularımız var. Bireysel tatminkarlık dileğimizle onları günlük planlarımıza dahil etmiyoruz. Halbuki saat ayırdığımız etkinlik ile dünyalarına giriyoruz. Oradaki paylaşımlarımız ise hepimize gerekiyor ve iyi geliyor.

Tahta masanın üzerine yerleştirdiğim oyuncaklarımızla oynamaya başlıyoruz. Bu hafif sesli gülüşleri hem şifa kaynağı hem serotonin ve melatonin hormonları salgılatıyor.

Birlikte vakit geçiriyor ve dersimizi işlemeye başlıyoruz. Önce bilgilerimizi tekrar etmeliyiz. Hatırladıklarımızın üzerine yeni bilgilerimizi ekliyoruz. Bilinenden bilinmeyene ilerleme ve sorgulama yöntemlerini kullanıyorum. Öğrencilerimin coşkuyla derse katılımları beni memnun ediyor.

Ödevlerini evlerinde bulabilecekleri malzemelere uygun vereceğim…

Yaşama gücümü sevdiğim işi yapmakta buluyorum. İyi ki bu mesleği seçmişim.

Genel, Yazı

Şimdi ve Burada

Benliğimiz ve bedenimiz hangi zamana ait?.. Geçmişi anlatırken ve geleceği planlarken içinde bulunduğumuz “an”ı kaçırıyoruz.

Peki ne yapmalıyız?

Yaşam sürecimizi “şimdi ve burada” parolasıyla düzenleyelim. Hemen başlayalım. Şimdi nerede bu yazıyı okuyorsak mutlu olalım lütfen.

Zor mu? Bizi başkaları üzüyor mu?

Farklı bir soruyla devam edelim: Kendimizi mutlu ediyor muyuz?

Sorgulama bize döndü…

Belki günlük rutin programlarımızı sıkıcı buluyoruz… Belki çalışma hayatımız ağır geliyordur… Sağlığımız problemlidir. Özel ilişkimizde ruhi ayrılık yaşıyor da olabiliriz. Aile fertleriyle fikir çatışmamızdan rahatsızlık da duyuyoruzdur.

Yani mutluluğun zorluğuna ikna olduk.

Bu yazıyı okuyabiliyorsak kalbimiz atıyor ve beynimiz fikir üretiyor demektir. Modern felsefenin kurucusu Descartes der ki: “Düşünüyorum öyleyse varım.”. Demek ki bize gereken malzeme elimizde.

Sihirli değneğimden tılsım gönderiyorum: Zihinlerimiz aydınlanıyor ve kutsal sevgiyle doluyoruz. Kutsal duygumuz, damarlarımızda gezerken vücudumuza huzur dağıtıyor. Aydınlık, başımızdan uzuvlarımıza yayılıyor. Gereken mesajları kullanıyoruz: “Ben değerliyim”, “Kendimi seviyorum” ve “Mutluluğu hak ediyorum”.

Fark ettik mi? Bilincimizin odaklandığı düşünceler, kaderlerimizin iksiri.

Pozitifliğimizi “şimdi ve burada” aktifleştirelim. Böylece kendimizle mutluluğu yakalayacağız. Zaten biz mutluysak insanlarla da mutluyuzdur.

En İyi Dost ve Sevgili Yine İnsanın Kendisidir.

Genel, Şiir

Rahmet Gazabı Aşmış

Bir ben vardır benden içeri.
Yazılı bir kitap,O’ndan ötesi.
Başı belli..
Sonu belli..
Ben yazanı severim okurken beni,
Yaşarken önüme geleni.
Ah!Bir ben var,benden içeri..
Bir geri..
Bir ileri..
Affı yazmış iyiki.
Rahmet,gazabı aşmış iyiki.
Başım belli..
Sonum belli..
İşte,bir ben var benden içeri.
Varsın yansın,alemlerin ikisi.
Nasıl olsa,bir ben var benden içeri.

Genel, Şiir

15 Yaş Şiirlerim 3

Not: 15 yaşında yazdığım şiirlerimi,ilk haliyle bu sayfada okuyabilirsiniz..

  • AŞIĞIM DE (24.05.2000)

Özlüyorum seni,
Karşımda dururken bile.
Seviyorum seni,
En uzak yerde olsan bile.

Tek kelime, duymak istediğim.
Her şeyi anlatan o kelime ile dağılır benliğim.
De işte, de..
Seviyorum de, aşığım de.

Bak olmuyor, elim ayağım titriyor.
Değil sana söylemek, yazarken içim gidiyor.
Uçurumlardan her gün atlıyorum.
Her geçen gün aramızdaki farkı anlıyorum.

Gözlerimin içine bak, demeyeceğim.
Öyle manalı ve derin bakıyorsun.
Beni böyle kendine aşık ediyorsun.
Sevdiğim gitmeyeceğim, ben seninim.

Bilmem, o gözlerdeki derinliği kalbin taşır mı?
Ben bu düşe adarım hayatımı.
Kalp de taşır, ya söz?
Konuşmaya var mı cesaretim uzun uzun ya da öz?

  • TÜRKÜ

Treni kaçırdı, tren uçtu gitti.
Trenin arkasında kaldı gözleri.
Neymiş ki niyeti?
Sorduk sebebini.
Meğer çok çok özlemiş yarini.

  • BENİ BIRAKIN (24.05.2000)

Sürgünüm..
Zorla götürülüyorum bildiğim, bilmediğim yerlere.
Gördüm..
Hiç kimse beni düşünmez bir kere.

Bilin artık:
Bu hayat benim.
Zevklerimi çöp gibi yolun kenarına attık.
Böyle ben, ben değilim.

Samimi soytarılar!
Size has, böyle sahtekarlıklar.
Alet etmeyin beni işte.
Sizi bilmem, ben muhtacım gerçek samimiyete.

  • GÖNÜL (28.05.2000) – ŞARKI

Beni soracak olursan,
Rahatım iyi.
Sevdalanacak olursan,
Kaybederim seni.

Ben sana göre değilim.
Çileyi pek severim.
Ayrılık tam benim işim.
Ben sana yaramam gönül.

Deliye çıkmış adın.
İşin zor gönül.
Şimdi parçalandın.
Oh olsun gönül.

  • DUY SESİMİ (Mayıs 2000)

İşim olmaz seninle.
Biliyorum da, yediremiyorum kendime.
Kalbin anlayışı zormuş.
Ona anlatma şekli bile yokmuş.
Ne yaptığımı biliyorum.
Kendimi çok suçlu hissediyorum.
Her düşündüğümde kahroluyorum.
Ben ayrılık da istemiyorum.
Ne yapacağım ben?
Çıkmaz aralığa çoktan giren,
Ne olur duy şu sesimi.
İleri gidiş yok, dön geri.
Bu duygu bir şeyle anlatılmazmış.
Aşk yaşanmadan anlaşılmazmış.
Niye bu duyguyu tattım ben?
Niye ben de oldum seven?
Yardım isteyeyim ama kimden?

  • HAYATIN EFSANESİ (Mayıs 2000)

Çiçekler bana seni sevdiriyor
Çünkü onlar aşkı iyi anlatıyor.
Aşk, masalların ta kendisi.
Hayatın efsanesi.

Bana kendini anlatma.
Bana kendini savunma.
Hiç bu duyguları yaşamadan,
Beni bir başıma bıraktın.

Şimdi sen de parçalanmış olmalısın.
Sen de bir insansın.
Beni her gün erirken izlemen,
Parçalanmana tek etken.

  • YETER ARTIK GEL (Haziran 2000)

İşte geçti yine sensiz günlerden biri daha.
Mutlu musun, bensiz yaşamında?
Ben, ben istedim..
Böyle olacağını da hiç tahmin etmedim.

Bunları söylemem lazım:
Aşkta gurur olmaz sanırdım
Oluyormuş, yalancı çıktım.
Koca dünyamı gururumla daralttım.

Hayallerimi süsleyen tek kişi var.
Bu kişinin sen olduğunu, hiç bir zaman öğrenemeyeceksin.
Gel diyeceğim, bedeni sar
Ama sen bunu hiç bir zaman gerçekleştiremeyeceksin.

Onun için, bunların adı hayal ya.
Gerçekleşmeyecekleri için hayal.
Hissedeceğim seni hep yanımda.
Bu benim hayatta tutunacağım tek dal.

Kahkahalara boğulsam ne olacak?
Yüreğim kan ağlıyor.
Yardım et, gözlerim o zaman parlayacak
Çünkü gözlerim kendini yüreğime kaptırıyor.

Ağzımdan çıkan kelimeler, beni anlatamaz oldu.
Ruhumun hissettiklerini saklamak zorundayım.
Tatil benim için yoktu.
Anlamıyor musun, karanlıktayım.

Şimdi gel..
Yarın bile olmasın.
Hasret içimde sel.
O sel beni boğmasın.

Sana ihtiyacım var..

  • HİSSETMEK İSTİYORUM (Haziran 2000)

Ses ver..
Telefonla bile olsa, senden bir şey hissetmek istiyorum.
İyi bir insansın.
En azından bana kendini böyle tanıttın
Ama bırakmayacaktın, yaşam damarımı tıkadın.
Benim yaşam damarım sevgi dolu her zaman.
Sen varken de öyleydi sen yokken de.
Ben hayatımı yaşamadım, sevgiye kandım.
Onu düşündüm her an.
Aslında ben, ben olmalıymışım
Şimdi sürekli söylediğim sözcük; keşke.
Gökyüzünde asılı bir ip var;
Senin yokluğundan itibaren tanıştığım.
Her gün yeni bir tırmanış keşfediyorum üstünde.
O keşfettiğim tırmanışlar, seni bana unutturur sandım.
Şimdi ise yalvarıyorum..
Ya sen de gel bu ipe ya da dönelim eski günlere.

  • ŞİMDİ TAMAM (Haziran 2000)

Bugün içimdesin.
Sen benim her şeyimsin.
Yeni oldu tanışmamız.
Bir asır gibi geldi birbirimize alışmamız.

Ben korktum, senin aynı duyguları hissetmeyeceğinden.
Zor oldu, onun için alışmam.
Sıcak kanlıydın, devamı geldi geriden.
Geç geldi sevgi ama şimdi tamam.

Bu yaz sıcağında, serinlik var üstünde.
Rahatlatıcı sevginden olsa gerek.
Füme yakışıyor sana ama çekilmez hepte.
Bir de krem giy, o da yakışır senin üstünde.

Seninle bütünleşen; güzel ruhun.
Beni büyüleyen, dağ gibi yüce huyun.
E bir de kaçınmadan söylemem lazım:
Sana ben işte böyle kandım.

  • MUTLULUK SAHASI (01.07.2000)

Bu duruşun hoşuma gitmedi.
Bu kadar üzme kendini.
Bir koku yayılıyor havada.
Fark ettiremiyorum sana.

Bir gölün yanındayız şu anda.
Yemyeşil bakıyor sana.
Etrafımız çiçek cenneti.
İçimde de doğa sevgisi.

Şimdi anlamış olmalısın bu kokuyu.
Her yeri sarmış, mutluluk kokusu.
Ben mutlu olabiliyorum ama bir de sana sormalı.
Bakıyorsun ama göremiyorsun mutluluk sahasını.

  • BİR ÇERÇEVE (18.07.2000)

Umma, bu güzel günlerin biteceğini.
Bir çerçeve olacak: yaşadığımız anları içine alan.
Ne sen unutabileceksin beni ne de ben seni.
Gözümüzün önünde olacak o çerçeve inan.

Tatlı tatlı gülümsediğim tek insan.
Yanıma gelince kendimi kaybediyorum, değil yalan.
Bir hatam olursa söyle, darılmam.
Ben sana zaten kıyamam.

Er olmana ne kaldı?
Ayrılık kelimesi her yanımı sardı.
Üzülme.. Arkamda sen kalacaksın diye diye,
Ben olacağım her o çerçevede.

Senin için çektirdiğim bir resim var elimde.
Sen, tek dayanacaksın hasrete.
İlaç gibi gelecek mektubum, telefonum o hasrete de.
Sen hiç merak etme, sevgim çok yüce.

Genel, Şiir

15 Yaş Şiirlerim 2

Not: 15 yaşında yazdığım şiirlerimi,ilk haliyle bu sayfada okuyabilirsiniz..

  • İŞTE AŞK (10.04.2000)

Deli nedir?
Ardında hep keder bırakan bir denizdir.
Akarsular da; sevgidir, şefkattir
Besler o denizi, öyle gerekir.

Gözyaşları nedir?
Mutluluk veya üzüntü işaretidir.
Bu ikisini anlatan en iyi şeydir
Ama daha iyi anlatılır ve mimiklerle birleşir.

Aşk nedir?
Ardında keder bırakan denizdir.
Mutluluk veya üzüntü işaretidir.
O bir ömrün en yüze sevgisidir.
Şefkatle, sevgiyle beslenir.
Bazen mimiklerle birleşir.
Bazen gözlerle yetinir.
Saati en hızlı döndüren koskocaman bir gerçektir.

  • İNECEĞİM SAHNEDEN (10.04.2000)

Sahneye ilk çıkışımdı on üç yaş;
Gözlerimden akıtmaya başlayan yaş.

Hayatı kötü öğrendim.
Bilmezsin ben, başkalarıyla sevindim.

Tek isteğimdi, görebilmek ufku.
Hayatımın tek gerçeğiydi bu tutku.

Fena çok fena,
Düşünebilenlerin olması kötülüğü bu yaşta.

Saat şaşırmaz, hep gider ileri.
Benim ruhum da yapar tersini.

Her gün yeni bir intikam ateşi,
Karamsarlığın işte budur tek gerçeği.

Gülmek şöyle dolu dolu gülmek isterdim.
Beni özellikle güldürmeye çalışan birini bekledim.

Daha yok ama olacak korkma.
Hep sahneden kalmayacağım, ineceğim bir zaman sonra.

Şöyle bir güzel kurulacağım köşeme..
Seyredeceğim hayatı gülücüklerle.

Geride bıraktıklarım olacak, kendi canımdan.
İnşallah onlar kazandıracak gülümsemeyi, en akından.

  • DERDİN DOSTU (19.04.2000)

Eskiden gülerdim.
Deli dolu biriydim.
Şimdi, ölü denizden beterim.
Sevgisiz, çaresiz gezinirim.

Dert istenmeyen
Ama sen istemediğin halde seni isteyen.
Sevginle dalga geçen,
Dert sen miydin her şeyi mahveden?

Sayfalar geçiyor; gözümün önünden,
Tek tek sırasından sekmeden,
Neydim, ne oldum dedirten,
Dopdoluyken seyrelen.

Sus.. Hakkın yok konuşmaya.
Vicdan budalası, hangi hakla?
Kusura bakma!
Sen değil, benim budala.

Nasıl başardım bunca şeyi,
Hepsini birbirine birleştirmeyi?
Benim budala dedim ya.
Kapıldım çok fena.

Ah be aşk ne istedin ki?
Niye dost bildin hep derdi?
Cesaret verdin, bu iyiydi
Ama çok bencildin, düşündün hep kendini.

Sanki tek bir sevgim vardı,
Onu da aşka verince sonlandı.
İçimi çok daralttı.
Öğretmedi, sevgiyi dağıtmayı.

Acı! Ben değilim güçlü olan.
Kalbim yıkık bir han.
Yüzüm çatlakla dolu bir cam.
Şimdi ne fayda, kendimi kendime sorsam?

  • YAZIK (01.05.2000)

Şans bu ya; yoktan kazanmak,
Birdenbire her şeyi karşında bulmak.
Bazen de sadece ön yargı..
İyi veya kötü bir ön yargı..

Dış görünüşün yeter insanlara.
Özellikle ilk tanıştığında.
Güzelsindir, bir bakmışsın seven dolmuş arkadaşla.
Çirkinsindir, zaman ister arkadaş bulmaya.

Yazık, seviyesiz olmak mı bütün yaşamımız?
Böyle geçmesin ömrü hayatımız.
Bir daldaki yaşam çabasını görsek..
Bu tipsiz, cılız bir ağaç olsa bile bakabilsek..

Eskiden vicdan derdik,
Şimdi mazide kaldı.
Eskiden güzel ahlak derdik,
Şimdi kendini görüntüye bıraktı.

  • BEN VE SEN (28.04.2000)

Bilmezsin sevgiyi,
Nasıl insanı göğe serdiğini..
Ya aşk; değildir sevgi,
Bana hatırlatıyor bir çok kişiyi.

Sen; insan olmayı bildin,
Arkadaş olmayı bildin,
Her an yanındayım dedin,
Bu kız bir tane dedirtirdin.

Aaa! Bir de hatalar var;
Bizi hiç bırakmazlar.
Sen de kaptırırsın kendini, ben de..
Nasıl olsa affeden biri var diyoruz işte.

Kin!
Sahteliği öğretensin,
Özümüzdeki sevgiyi çekemezsin.,
Sen bizde kocaman bir hiçsin.

İşte sen de böylesin, ben de böyleyim.
Kin olmadıktan sonra dünya bizim.
Anlayabiliyorsak birbirimizi,
Ne mutlu bize bulmuşuz arkadaş sevgisini.

  • GÖLGE MİYİM, NE? (15.05.2000)

Bazen yazamıyor, anlatamıyorum içimden gelenleri.
Unutuyorum tek tek kelimeleri.
Kulaklarım işitmiyor, şarkı melodilerini.
Kulaklarım anlatamıyor beynime, şarkıların ne dediklerini.

Gölge gibi oluyorum:
Bir insan şekli var ortada,
İnsanı insan yapan görüntü değil diyorum.
Melike, insanı insan yapan şey kafanda.

Niye ayrılıyor kafam bedenimden?
Kesin kırmışımdır dostumu, sevdiğimi bilmeden.
Bilmeden, bilmeden..
Bilerek bile yapılan bir hata değil, aklımı götüren.

Takılıyor aklım; şu vurdumduymaz insanlara,
Bile bile kırıp üzdüğü insanları umursamayanlara,
Onlar kendilerini düşünenlerdir,
Başkalarını hiç görenlerdir.

  • İKİ KANATLI KUŞ MİSALİ (17.05.2000)

İçimi sıkan onca şeyden sonra,
Hayatta kalma mücadelesi adına,
Gülüyorum,
Kendimle dalga geçiyorum.
Şu delice akan,
Kimseyi dinlemeyen şelaleler olmak isterdim.
Olmamaktı niyetim sıradan.
Serseme döndü kafam.
Şelale olmak; kafa tutmaktı hayata,
Şöyle yukardan bakamaktı.
İyi ya, alıştık sahtekarlığa.
Özümüz kendini sıradan olamaya bıraktı.
Hayatımı romanlara benzetiyorum.
Klasik, “hayatım roman” lafı..
Bende bir fark var anlatamıyorum.
Hıh buldum, romanın sonunu iyi biliyorum:
Ölüm işte, her zaman köşe bucak kaçtığım,
Aklıma geldikçe hıçkıra hıçkıra ağladığım..

Aman Allah’ ım,
Nasıl da farkına varmadım?
Sebebimsin değişmemin.
Beni nefrete sürüklüyorsun.
Özümdeki beni, niye çekemedin?
Nefis! Sen, ben değilsin.
Yoo unutmadım o lafı:
Uçan kuştur iki kanatlı.
Kanadımın biri koskocaman bir rüya,
Diğeri ise ebedi dünya.

  • BEN DE SİZDEN (19.05.2000)

Gözlerinin altında hep yaş bulunan insanlar,
Size sesleniyorum.
Cebinde sevgi kalmamış olmalı,
Derdin dağları aşmış olmalı.
Böyle olmalı ki, bulunsun gözyaşı.
Feryat et!
İçinden ağlama.
Bir duyan olur elbet.
Karşılık veren olur o feryada.
Benim gibi birileri çıkar karşına.
Teksin gibi gelmesin sana.
Bir dert vardır her insanın yüreğinde.
Onlar da benim gibi muhtaçtır sevgiye.
Sen merak etme,
Bir şey diyenler
Sevgiye, dinlenmeye en muhtaç kişiler.
Sen feryadını söyle, dayanamaz.
O da boynunu büker
Yalan attığını sanmaz.
Belki de lafını keser,
“Ben de ben de yaşadım” der.

Genel, Şiir

15 Yaş Şiirlerim 1

Not: 15 yaşında yazdığım şiirlerimi,ilk haliyle bu sayfada okuyabilirsiniz..

  • VASİYETİMDİR (27.02.2000)

Ben seni,beni sevmediğin kadar sevdim.
Ben seni,beni sevmediğin için sevdim.
Ben seni,sen olduğun için sevdim.
Belki de seven yüreklere imrendim.

Seven tek bir kalp kalsa dünyada,
Bil ki o benim kalbimdir..Benim sevgim hiç solmazda.
Eğer öleceğimi bilsem vasiyetimdir ki mezarımda,
Bir gül bitsin..Yeter ki sevgi kalsın şu kainatta.

Güle al benim sevgimi diye yalvarırdım mezarımda..
Bari tek bir gül kalsın sevgi adına.

  • YIKTI BİZİ (09.03.2000)

Tek neden vardı,iç dünyamı yıkan;
Bendim hep haklıyım diye bağıran.
Hak arardım,evet ama niye?
Haksızlığı sevenlere göz yummayayım diye.

Ne deprem yıktı ne başkası.
Kötülüğü seçenler,yıktı iç dünyamı.
Bir iyilik vardı zor olan.
Bir de kötülük vardı,kolay olan.

Biz seçtik zoru ve kolayı.
Tek neden vardı iç dünyamı yıkan;
İnsanların hemen seçmesi kolayı.
İşte bu oldu beni benden alan.

  • HOŞGÖRÜ LAZIM (12.03.2000)

Bilmiyorum ki,kafam niye bu kadar karışık.
Ama ruhum bu duruma çok alışık.
İnsanların kalbi,bu kadar mı kırılıyor çabuk?
Biliyorum ki,beni kurtaracak ilerideki ufuk.

Keşke,dost olmayı becerebilseydim.
Keşke,bütün güzel huylara sahip olabilseydim.
Kaldı ki bende bir insanım.
Her insan gibi hata yapmaya vardır hakkım.

Birde düşünüyorum da hoşgörü lazım.
Anlamsız şeyleri bile hoşgörmek lazım.
Ben de yapabilirdim demek lazım.
Aradaki sevgiyi hiçbir zaman yıkmamak lazım.

Bırak güleyim..
Bırak,senin yüzündeki gülümseme şansına erişeyim.
Anlasan keşke..
Ben hayatımı adadım bu düşe.

Ah,duygularımdaki karmaşıklığın çözümü bu.
Gülmek ve güldürmek..Hayatımın tek anlamı bu.
İşte ben bu zevki yaşamaya derim hayat.
Gülümseme olmayan bir dünya,benim için sakat.

Karşındakinin mutlu olması mı batıyor sana arkadaşım?
Hangi gerçek insanda görülmüş bu akım?
Vazgeç!Bil ki,yanlış yoldasın..
Sen de seç işte doğru olanı ki,hayatını hayat yapasın.

Bir anlasan beni be arkadaşım..
Bil ki,o zaman doğru yoldasın.
Hoşgörü lazım,anla be arkadaşım.
Hayat!Bil ki,gülen gözler olduğu sürece hayatsın.

Bu temiz doğrulara sahip olan,sadece çocuklar mı?
Böyle bir hayatı yaşayan,sadece çocukları mı?
Hayır.Her şeyi çocuklar öğrenmez.
Onlar olmasa zaten,kimse bir şey öğrenmez ve öğretmez.

  • SAKIN OLA Kİ (14.03.2000)

Sakın ola ki beni bırakma.
Sensiz kalamayacağım,artık anla.
Hayal meyal değilim ben.
Gerçek olan her şeyinim ben.

Sakın ola ki gözlerin ayrılık demesin.
Ya da gözyaşların inkar etsin.
Bir kere bile aklından geçmesin.
Yoksa beni,sonsuza kadar kaybedersin.

Hep gülmeni istiyorum.
Mutlu olmanı istiyorum.
Yalnız bir farklılık istiyorum;
Benimle,daha çok gülmeni istiyorum.

Bomboş bir hayal peşinde değilim.
Sadece geçmişte kalacak bir sevgi değilim.
Hayattaki en geniş zamanınım.
Seni seviyorum..Hayattaki anlamınım.

  • HEP SENİ ARADIM (14.03.2000)

O kadar çok şey aklımdan geçiyor.
Hiçbiri,seni anlatmaya yetmiyor.
Her şey,senin için ne ifade ediyor?
Bilmiyorum ama bana seni hatırlatıyor.

Vücudum;seni her hatırlayışımda buz kesiyor,
Vefasız dostluklardan sıyrılmamı da kutluyor,
Bir de aşkı bulduğuna seviniyor.
Diyorum ya her şeyim olduğunu,bedenim bile biliyor.

Ruhum;hep farkında zaten,
Odur bunları aklıma getiren,
Kalbime aşkını işleyen,
Hep seni aradığımı bildiren.

Çok korkuyordum,bir gün aşık olurum diye.
Sen soracaksın kesin,niye?
Beni korkutan ayrılıktı her seferinde
Ama şimdi,cesaretim çok yerinde.

Bu kadar sevgi altında ezilen olmadı.
Çünkü hiç kimseye,kalbim bu kadar bağlanmadı.
Her dalga,mehtap bana seni hatırlattı.
Beni bırakmayacağını,hiçbir zaman unutmadı.

Böyle olmam,sıkmaz değil mi seni?
“Bu kadarıda saçma” deme..
Ben bile alıştıramadım kendimi.
Sen varsın,her zerremde.

Kimseye aşık olacağımı düşünmezdim.
Defalarca kendimi gizledim.
Tâ ki seni tanıyana dek.
Başka olmadı.Bil ki,aşkım tek.

Kolay yazamazdım ne şiir ne beste,
Seni tanımadan,sevmeden önce.
Deli gibi yazıyorum şimdi.
Haykırıyorum dünyaya,böyle sevgimi.

  • BARİ HAYALLER KALSIN (15.03.2000)

Fena kaptırdım kendimi galiba,
Bu dünyadaki riyakârlığa,sahtekârlığa.
Ne zaman aşklar temiz ve anlaşılır olacak?
Hangi kalp,sevdiği uğruna ölmeyi göze alacak?

Çok korkuyorum,böyle olmaktan;
Aşkı ve sevgiyi hiçe sayıp yanlışın peşinde koşmaktan.
Çözüm aranıyor demesinler.
Çözüm bulundu diyerek mutlu etsinler.

Eğer kendim bulmak zorundaysam,
Çöldeki berrak suları..
Sadece kendim tasarlasam..
Sonuçta özgüven en başı.

Herhalde şu olacak, “kalbinin sesini dinle” çözümü.
Hangi kalp,ancak kendini temiz tutabilen mi?
Bunca şeyi kaldırmaz..İşte bu üzüntüsü.
Bir gün duracak,unutma!Bırakacak kendini..

Bir de bunlarla uğraşmasın.
Herkes işin kolayına kaçmasın.
Hiç kimse,hayallerimi yıkmasın.
Kalbim,birlik olup amaçlarına ulaşsın.

  • İRADE (17.03.2000)

Kendini hep haklı görenler;
Bir gün gerçeği,çok acı olarak öderler.
Ne varki,huylarından yine vazgeçmezler.
“Yedisinde neyse,yetmişinde de o.” derler.

Keşke becerebilseydik.
Hak yemeyi sevmeseydik.
Her gün birilerini üzmeseydik.
Güzel ahlaklı olabilseydik.

Bu kadar zormuş demek.
İradesiz olmakmış kolay olan.
Zaten hiç düşünmedik,zormolan tek.
Bu kadarmış kısmetimiz,dünyada olan.

  • CESARET ÖYKÜSÜ (06.04.2000)

Rüya gibi bir şey..Anlatması zor..
Felekten çalınan bir cesaret öyküsü..
Karşındakini hiçbir zaman görmeyeceksin hor.
Korkusuz olmalı kalp ve taşımalı gülünü.

Güçtür bu öyküyü unutmak da..
Bulanık bile ola hafıza.
Erirsin,onu düşünmekle her anında.
Gereklidir,aklındaki kötülükleri atmak da.

Gözlerin konuşması,o kadar güzel ki..
Başka hiçbir şeyde yakalayamazsın o tepkiyi.
En büyük ışığının yansımasının etkileri,
Gelir bize aşk olarak geri.

  • YAPMAYIN! (08.04.2000)

Acımı dağlara versem yerle bir olurlar.
Erirler,dayanamazlar..
Anlayamaz kimse,içine girmedikçe..
Adam yerine koyulmamak en büyük çile.

Belki bu yüzden hep diyorum,aşk.
Sanki kurtarıcım benim aşk.
Bu çıkmaz yol itti beni ona.
Yine de kapılmak istemiyorum onun sarsıntısına.

Korkuyorum çok fazla,
Beni yıkan ikinci darbe olmasından.
Yetinemiyorum azla
Ama bu az değil..Hiç de ondan.

Moral bozmak için yarışıyor insanlar.
Bu yarışın savaş olması yıkımım.
Şimdilik sadece beni üzüyorlar.
Bunlarla yıkılıyor iç yaşamım.

Kalan,görüntü.
O da giderse..Yapmayın bana bunu.
Bu kadar mı kolay,koparmak bir gülü?
Hiç düşünmüyorsunuz,kalkıştıklarınızın sonunu.

Genel, Şiir

14 Yaş Şiirlerim

Not: 14 yaşında yazdığım şiirlerimi,ilk haliyle bu sayfada okuyabilirsiniz..

  • AYRILIĞIN TANIMI (Eylül 1999)

Gemiler..Gemiler,ayrılığı hatırlatır.
Sevgilerin sonu,unutmayı anlatır.

Derinlere dalıyorum,seni düşününce.
Sevdiğimi anlıyorum,ayrılığı görünce.

Geç olduğunu biliyorum..Geciktiğimi biliyorum..
Ama bunu yüreğime anlatamıyorum ve üzülüyorum.

Ayrılıklar;küçük küçük,kısa kısa depremler ile başlar.
En sonuncusu,en şiddetlisi kalbinin orta direğini yıkar.

  • SABIR MEVLÂM SABIR.. (Eylül 1999)

Sessizce yürüyordum yolda.
Birde baktım,küçük bir insana..
Yere düşmüş ağlıyordu,bakarak bana.
Gözleri annesini arıyordu galiba.
Hemen,yanına koştum hızlıca.
Birden yanımda iri yarı bir kadın bitti.
Anladım,boşu boşuna koşmuşum.
Anladım ki iri yarı kadın,çocuğun annesi.
Sesini yükseltti ve kızdı bana.
Sen ağlattın çocuğumu dedi.
Bir şey demedim,devam ettim yoluma.
Tam kızgınlığım gitti diyordum ki..
Evet bu sefer de yaralı bir adam karşımda.
Elim hemen gitti cep telefonuma.
Bir ambulans çağırdım ve gelince beraber bindik ambulansa.
Adamı kurtardım diye iyilik yaptığımı düşündüm bir anda,
Bir de baktım polisler,”Adamı niye dövdün?” diyorlar bana.
Sonra bir gün uğraştım karakollarda.
Bir anda jeton düştü kafama.
Yine anladım ki,ben alışmamışım “İyilikten maraz doğar” lafına..

  • TİTRİYORUM (25.09.1999)

Dün gece rüyama girmeni çok istedim.
Bekledim,bekledim..Uykum bile gelmedi.
Belki yüz binlerce koyun,kuzu atlattım çitlerin üzerinden.
Sırf seni özlediğimden,kara gözlerini istediğimden..

Yok yok,dalga geçiyorum seninle.
Ne koyunu ne kuzusu..Dönüyordu geçmiş kafamda,
Bir ileridinden bir gerisinden.
Beraberdi kalbim,senin o güzel yüzünle.

Aşkını güneşe taşımıştım..Ölesiye yansıyordu gözlerimde.
Şimdi ise sadece geçmişimde,kalbimde.
Titriyorum bu şiiri sana yazarken.
Gözlerim yaşarıyor tâ kalbimin içinden.

  • GERÇEKSİZ DÜŞ(27.09.1999)

Denize bakınca taşlar gözükecek.
Dünyayı düşününce,aklına masmavi gökyüzü gelecek.

Derdini anlattığında,karşına seni rahatlatan bir dost gelmeli.
Sevgini verdiğin insan,sana kalbini vermeli.

Tanıştığın insan;arkadaşlık teklif etmeli sana,tertemiz tebessümlerle..
Adres sorduğun zaman;adresini hemen vermeli,müthiş bir güvence ile..

İnsan hemen küsmemeli kalbi kırıldı diye.
Anlatsın derdini karşısındakine ki,çözümlensin mesele.

  • CUMHURİYET (Ekim 1999)

“Okul törenimizde okunmuş “Cumhuriyet” şiirimdir.”

Geçmişte,gelecekte her ülkenin sahip olması gereken şeyi vermiş bize Atatürk.
Uğraşmak,çabalamak onun işi..Düşüncesi ise Cumhuriyet sevgisini arttırmak.

Günümüzdeki aydınlık,geçmişin karanlığından.
Günümüzdeki bağımsızlık,geçmişin Kurtuluş Şavaşı’ndan.

Hayatımı adardım bu vatan uğruna.
Hiç yılmadan görevimi yapardım atalarımızın yanında,bağımsızlık savaşında.

Sonradan geldik bu vatana..Hazıra konduk gibi geliyor bana.
Bari bizlerde gelişmek için savaşalım da..Onların bağımsızlık savaşı,bizim gelişim savaşımız olsun bu topraklarda.

Ninelerimiz der ki;”Kan renginde akıyordu Çanakkale Boğazı.”
Yarım milyon kişi ölmüş..İşte bu,Çanakkale Savaşı’nın dramı.

Sessiz sessiz gemiler ile gittiler.Bir daha hiç geri dönmediler.
Belki şehitlerimiz ailelerinin içini yaktılar;ama bir buruk sevinçte yaşattılar.

Sönen ateş ve sönmeyen ateş birleşmişti.
Vatan ateşi artmış,bağımlılık ateşi bitmişti.

  • AFFET BENİ (26.11.1999)

Kafam karışık,kalbim kırık..
Ne gerek vardı olmaya,içe kapanık?
Bir “Affet beni.” deseydin,neleri vermezdim.
Seni affetmeyi,ne kadar çok isterdim.

Ne kötüymüş;senin yanında olmamak,
Gürültünün içinde sadece senin sesini duymak..
Antartika’da senle olunca,sımsıcak olmak..
Ne güzeldir kimbilir,sana sahip olmak.

  • ONUN SEVGİSİ (Aralık 1999)

Bir gün gideceğim buralardan.
Yalnız kalacağım,kaçacağım hayattan.
Sevmek nedir,çile mi?
Yoksa herkesi bırakıp ona gitmek mi?

Suçtur tabi sevmek..
O zaman insan herkesi unutur,onu düşünür tek.
Bitti dersin unuttum.
Çekmeceyi açar,onun resmini bulursun.

Geldeği görürsün,yanında o var.
Geçmişi görürsün,kalbinde onun sevgisi var.
Hoş ya şimdi yokmuş gibi,
Kalbinde ve ruhunda onun sevgisi..

  • ZELZELE (Aralık 1999)

Sapasağlam kaldı on şiddetinde bile,
Allah’a karşı dualar ile.
Kimse anlamadı,neydi sebebi.
Çünkü o memlekette başka kimse mümin değildi.

Ne ilginçtir ki unutmuşlar,olağan üstü olayı.
Depremde öyleydi.Sadece duyduğum bu kadarı.
Ben de anladım ki,ölüm her yerde.
Zelzele,kalp krizi bahane.

Melike anlamaz Allah’ın bildiklerini.
Onun için konuşmaz,hangisinde hayır işlendiğini.
Bir gün gideceğim bu yerden.
Kaçacağım her kişinin bencilce sevmesinden.

  • İKİ SEÇİM (23.12.1999)

İki seçimim vardı aşkı seçtim,nefreti değil.
Karşımdakinin beni sevmemesini sevdim,nefrete dedim çekil.
Umudumla yaşadım,karamsar değil.
Umudumda aşkı tercih ettim,karamsarlığa dedim çekil.

Merdivenleri hep çıktım,parolam “ileri”.
At gözlüğünü çıkardım,unuttum imkansızlık geriliğini.
Bunu aşkımla yaptım.Yoktur bu dünyada bencilliğin yeri.
Yetti bana doğruyu bulmam için O’nun sevgisi.

  • GİRİYORSUN DÜŞLERİME (Aralık 1999)

Üşüyor bedenim sensiz kalınca..
Parmaklarım buz kesiyor,buzullarda yaşıyormuşçasına.
Şelaleler akıyor yüreğimde,seni görünce.
N’olur,beni bu duygudan mahrum etme.

Bedenim yaş dökemeyecek kadar susuz.
Yüreğim sessiz kalıyor ve çok huzursuz.
Gözlerim seni arıyor,bakıyor manâsız.
Beni bırakıp gittin,çok zamansız.

Özlemin içimde okyanustaki köpükler.
Kulaklarım senin sesin olmadan,işitmez bir şeyler.
Bacaklarım gitmiyor,yalnız kaldığını biliyor.
Beni bırakıp gittin çok zamansız.

Karanlıkta kalamıyorum,uyuyamıyorum,sen giriyorsun düşlerime..
Aklımdasın zaten gerçek olan her şeyde.
Tam beş sene..Birbirimizi görmeyeli,hissetmeyeli..
Artık gözlerim görsün yüzünü.Hissetsin senin sevgini.

  • SENİ BÖYLE BİLMEZDİM (30.12.1999)

Senin yokluğunda anladım hatamı.
Seni ne kadar çok kırdığımı,yanlışımı.
Keşkelerle geçirmek istemiyorum hayatımı.
Ne olur geri dön,hayatımın tek varlığı.

Kıskançlığa lüzum yoktu,hele benimki kadar olunca çok.
Ama sende abarttın,kalbime sapladım bir sürü ok.
Böyle bitmesini istemezdim,bari kalalım dost.
Giydirdin bana,hayata karşı kalın bir post.

Seni böyle bilmezdim,kendini iyi tanıtmışsın.
Arkandan konuşmakta istemezdim..
Ben kimselere değişmezdim seni.
Demek onun için kıskançlığımı abartmışsın.

Şimdi düşünüyorum da,niye yazıyorum bu şiiri?
Nasıl olsa benim,kavgayı başlatanın ta kendisi.
Neyse sen boşver,bunlar ilgilendirmiyor ki seni.
Senin ilgilendiğin tek şey,başkalarını aldatma işi.

Genel, Şiir

13 Yaş Şiirlerim

Not: 13 yaşında yazdığım şiirlerimi,ilk haliyle bu sayfada okuyabilirsiniz..

  • SEVGİ (26.04.1998)

Mutsuzluk,korku yok ya..
İnsanlık,güven var ya..
İşte bu,sevgiyi gösterir.

Bir anlık korku oldu mu,
Hisset sevgiyi!Dön kendine!
Düşün,anlat,bil sevgiyi..

Ümitsiz günlerini,unutsana..
Mutluluğa gözlerini açınca;
Gözlerini kötü kadere kapa!

İnsanlığın yok olduğunu düşün..
Sen sev,sevil,insanlığını verme!
Yalanın olmadığı yeri bul.Git!..

  • ANLAMSIZ (27.04.1998)

Ne anlamı var hayatın,ben ben olmayınca..
Ne önemi var yaşamın,yalan konuşunca..
Anlamsız günleri geçirince,dünya anlamsız.

Bir kader çizilmişse bize;
Nasıl değiştiririz,çaresi var mı?
Anlamı ne hayatın,kader değişince?

Davranışlarım kötü mü,iyi değil mi?
Bırak;ben buyum,değil mi?..
Anlamı ne hayatın,huyum değişince?

Beni anlamak,bana güvenmek demek.
İnsanlığı yaşamak,insanı sevmek demek.
İşte bırak,ben buyum ve böyle kalayım.

Olduğu gibi kabul et insanları,üzme,güldür.
Anlamsız olur insan,huyunu değiştirme!
Yaşa,gör..Dünya anlamsız,insanlık değişince.

  • AŞK YOLU (27.04.1998)

Yollar çizdim kendime.Aşk yolları..
Yattım da uyuyamadım.Düşündüm..
Dile dökemedim aşkımı.Yandım..
Anlatsam,anlatılmaz ki aşk yolu..

Bir bildiğim var.Sen de bilir misin?
Hisseder misin aşkı,doğallığı?
Boyun eğer misin,sevdiğine de?
Anlatsan,anlatılmaz ki aşk yolu..

Hayatın ufuklarınca görürsün.
Bilinmez bir dünya çıkar karşına.
Kalpte bir ışık..Gördüğün kişi;”o”.
Anlatsam,anlatılmaz ki aşk yolu..

  • İLKBAHAR (27.04.1998)

Yeşil yeşil ağaçlar..
Rengarenk çiçekler..
Gürül gürül akan şelaleler..
Aklıma gelir bunlar,baharı düşününce..

Güneş daha çok parlar.
Yere baktığında bie gözlerin ağrır.
İlkbahar,yağmurları sevdirir.
İşte bu ilkbahar;yağmuruyla,yeşilliğiyle..

Seveni çok,güzelliği için.
Öten bir kuşun güzel sesi..
Bir gelinciğin açması..
Bahar bu.Çiçekleriyle,aşıklarıyla..

  • KANDIRMA ARKADAŞINI (28.04.1998)

Dostluk kur ve devam ettir.
Dostsuz kalma,menfaatten..
Sev de aldatma kendini.
Kandırma arkadaşını..

Beraber olmayı,sev de.
Arkadaşına,sarıl da..
Onu üzüpte,kırma da..
Düşünde,kalbinde yaşat!..

  • DOSTSUZ (28.04.1998)

Bir yaşam ki,ölümüm gibi..
Terkedilen ben,terkeden ben.
Dostlar hain.Hainlik zirvede..
Dostsuz,dostsuz gezinirim buralarda.

Bir bilen var mı,nerdeler
Dostunu kaybedenlerin yaşları?
Dost yok ki şimdi.Niye üzülsünler?
Bırakın ben üzüleyim,gözyaşı dökeyim.

Kahreden geceler benim olsun.
Bırakın,
Dökülsün göz yaşlarım.
Ağlamak bana yanaşır,hain dostlara değil.

  • BEBEK (20.06.1998)

Bir tanesi ağlarken diğeri de ağlar.
Biri gülerse diğeri de güler.
İşte bebek bu..Sadece gülümsemesiyle,ağlamasıyla.

Anlamsız Dünya,bebeksizdir.
Anlayışlı anneler,bir bebeğe sahiptir.
Kısası bu,bebeksiz dünya olmaz.

Evin neşesi olur bir anda.
Ana-baba olur insanlar,onunla.
Bebek oldu mu,değişir insanların davranışları.

Annesiz bebek,bebeksiz baba olmaz.
Bebeksiz bir hayat olmaz.
Kısası bu,”o” bizim kaderimizin bir parçası.

  • DÜŞ (06.07.1998)

Güzel diye düşünüyordum,
Pisliğin olmadığı bir yeri.
Denize bakınca,taşlar gözükecek..
Dünyayı düşününce;aklına,masmavi gökyüzü gelecek..

Birden aklıma,balıksız deniz geldi.
Balıksız deniz olmazdı..O zaman,
Temiz dünya da olamazdı.
Düşümden ayrı kaldım.Balıksız deniz olmaz.

Bulutsuz yağmur olamazdı.
Eğer olsaydı..Düş bu ya,
Temiz dünya,temiz insanlar da olurdu.
Mutlu olurduk belki ama bulutsuz gökyüzü olurdu.

  • AYNI CEVAP (08.07.1998)

Bir kalbim var.Hissediyor musun?
Hissedince,görebiliyor musun?
Hayır,değil mi?Çünkü bende hissedemiyorum..
Neden?
Cevabı kısa.
Korkuyoruz da ondan.Oradaki kötülükleri göreceğiz diye.
Haklısın,cesaretimiz yok ki..
Sevmek de zor geliyor,sevipte beklemek de..
Hele kalbimizi birine teslim etmek,düşündürüyor bizi.
Bir ruhum var,duyuyor musun?
Duyunca,kendini verebiliyor musun?
Yine “hayır” diyoruz..Yine “neden?” diyoruz..
Bunun da cevabı,aynı korku.
Hep aynı hep aynı cevap belki.Ama istisnalar?..

  • FIRTINA (04.09.1998)

Dünyaları versem onun uğruna..
Değer mi bilmem,bir aşk fırtınasına.
Yoksa sadece kalbim mi yeterdi ona?
Gözyaşı döksem,gülüp geçer miydi bana?
Yoksa o da gözyaşı döküp sarılır mıydı bu tutkuna?
Herşey güzel sana vurulduğum için
Fakat bu aşkı bitirdim,elveda..