Kısa Sözlerim

Sevgi ile başlayan bir iş, sonuca ulaşır.

En güçlü iki savaşçı; sabır ve zamandır.

Hayalini arayan kadın; konuşsun, yazsın ve kedini ifade etsin. Kendi ömrünü, öğrenilmiş çaresizlikle başkalarına vermesin.

Anne, bir şey beklemeden vericidir. Tersi durumlarda çocuğunun ruh sağlığına zarar verir.

Bir yüzde beliren tebessümle hatırlanmak güzeldir.

İnsan, yaşamının sonunda doğaya karışır.

Sen mavisin ben ise yeşil. Birbirimize kavuşmak için sen dağa çıkıyorsun, ben ise denize gidiyorum.

Kişi sevdiğini, sevdiği ölçüde bilir.

Toprağım yoksa, tohumsam da ağaç olamam.

Özleme sabretmek hasrete, sevgiye sabretmek aşka dönüşür.

İç savaş, aklın ve kalbin buluştuğu noktada sona erer.

Sonbahar; yeşil yaprakları renklere boyayan ve toprağı su damlalarıyla besleyen bir bahardır.

Sözcüklerin anlamını, beden dili belirler.

İnsan, doğanın düzenini bozarsa; kurulu tabiat sistemi, insanı yok edecektir.

Beklemek, daldan dala uçmaya utanır.

Büyümek, iyiliği unutmayla sınanır.

Kalp yaşamak istediğinde, sever.

Akıl, bütüne göre hareket eder.

İnsan yeter ki içindeki ışığın uzandığı yolda yürüsün…

İnsanı yenik düşüren, kendi nefsidir.

Oyuncular, izlenmek için vardır.

Gözlerine vuran ışığın geldiği tarafa yürüdüğünde hayat yolculuğun aydınlanacaktır.

Anılar birikirken; taş olup üzerinize ağırlık yapmasınlar, uçan balon olup elinizde birleşsinler. Ruhunuz bu dünyadan kolay uçacaktır.

Bir başkası olmak, kaybolmaktır.

Bilimsel ve kültürel doğrular değişir fakat ahlaki değerler tektir. Ahlaki doğruyu herkes bilir. Sadece kötüler uygulamaz.

Kafamızda belirlediğimiz zihinsel haritalar her deneyimimizle değişmektedir. Hayat, belki de anlamlandırmaya değil sorgulamaya açık bize verilen bir araştırma merkezidir.

Başkalarını suçlamaya alışmış insan, kendisini gelişime kapatmış insandır.

Sevgi kalıplarımızı eriten her düşünsel  kurgumuz,  hayat enerjimizi de tüketmektedir.

Net görünmek için ışığa ihtiyacımız vardır fakat kusurlarımız varsa ışıktan kaçarız.

Bilmediklerini kabul ettiğinde, bilgelik başlar.

İnsanın yeri-yurdu, insanın yine kendi içindedir. İnsan kendi yerinde ne kadar rahatsa, çevresine karşı o kadar sakin davranır. İnsan kendi yurdunda ne kadar barışla yaşıyorsa, dış dünyaya karşı o kadar güçlü durur.

Bir el bizi düştüğümüz bataklıktan çıkarsın diye etrafımıza bakar hazıra konmak istiyoruz. Bizi bir el bataklıktan çıkarabilir fakat bataklığı kurutacak olan yine biziz.

Akan suyun tersine yüzmeye çalışmak insanı yorar ve mutsuz eder. Suyun akışına kendimizi bıraktığımızda ise, eğlenerek kayarız. Hayat, akan suya benzer.

Bizim dışımızda olan bitenlerin hepsi yok oldu. Şimdi onlardan içimizde neyi tuttuysak biz onlarla varız.

Düşmanımız varsa,bizden farklı tarafta olduklukları için bize düşmandırlar. Bu durumda önemli olan, bizim kendi tarafımıza ne kadar inandığımız ve kendi tarafımızda ne kadar sağlam durduğumuzdur.

Bilgiye ulaşan biz değilsek, başkalarından gelen bilgiyi sorgulamadan kabul etmek zorunda kalırız.

Günlük,haftalık,aylık ve senelik planlarımız yoksa;neyi hedeflediğimiz ve ne için çalıştığımız belirsizdir.

Vaktimizin çoğunu ayırdığımız içimizi ısıtan insanlar,mekanlar,etkinlikler; kendimize verdiğimiz değeri yaşamımızda aktive etmemizdir.